Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan sanık ...’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 89/1, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.500,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair .... 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 10/10/2012 tarihli ve 2011/800 esas, 2012/763 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde suç işlediğinden bahisle 5271 sayılı Kanun’un 231/11. maddesi uyarınca hakkında verilen hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Kanun’un 89/1, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.500,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin .... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/07/2016 tarihli ve 2016/425 esas, 2016/734 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. maddesinde düzenlenen “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki hüküm ile benzer bir olay nedeniyle verilen Yargıtay 4.Ceza Dairesinin 22/05/2015 tarihli ve 2015/12016-29693 sayılı ilâmında “Deneme süresinde yeni suç işlenmiş olması nedeniyle duruşma açılmasının amacı, oluşan yeni durum karşısında duruşma açıldığının ve yargılamaya devam olunduğundan sanığın bir şekilde haberdar edilmesini ve bu şekilde savunma hakkının kullanılmasını sağlamaya yöneliktir. Bununla birlikte duruşmanın usûlüne uygun olarak sanığa bildirilmesine karşın duruşmaya katılmaması halinde önceki savunma ile yetinilerek hüküm kurulabilecektir” şeklindeki açıklamalara nazaran, mahkemenin duruşma açarak sanığın hukukî durumunu değerlendirmesi gerekirken, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığının 14.11.2016 gün ve 94660652-105-17-11406-2016-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.11.2016 gün ve 2016/391201 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesinden sonra, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlediği ihbarı üzerine yeniden yapılan yargılamada, sanığa usulüne uygun çağrı kağıdı çıkarılıp, hükmün açıklanmasını gerektiren koşulların oluşup oluşmadığının duruşma açılarak değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, CMK'nın 231/11. maddesine aykırı olarak yazılı şekilde evrak üzerinden duruşma açılmadan tensiben karar verilmesi suretiyle sanığın savunma hakkının ihlal edilmesi,
Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği yerinde görüldüğünden, .... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.07.2016 tarihli 2016/425-2016/734 sayılı kararının CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.