Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Karar Tarihi : 28.06.2016
Taksirle yaralama suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 89/1,22/3,62 maddeleri gereğince 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 28.06.2016 tarihli ve 2016/364 esas, 2016/541 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, mağdur...'ın 20/05/2016 tarihli talimatla alınan ifadesinde sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında sanık hakkında taksirle yaralama suçundan açılan davanın şikayetten vazgeçme nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8 maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/06/2016 tarihli ve 2016/364 esas, 2016/541 sayılı kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 17.11.2006 gün ve 94660652-105-01-11863-2016-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak tebliğ kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 19.01.2016 gün ve 2014/4-135-2016/4 sayılı kararında da belirtildiği üzere; sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK'nun 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Koşullu bir düşme nedeni oluşturan “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesi, objektif koşulların varlığı halinde mahkemece, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce ve re’sen değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, hiçbir talebe bağlı olmaksızın öncelikle uygulanmak zorundadır. Gerek koşulları oluştuğu halde bu konuda hiçbir değerlendirme yapılmaması gerekse hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararındaki hukuka aykırılıkların, hakimin takdir hakkına taalluk eden bir husus olmaması nedeniyle kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi mümkündür.
Dosya kapsamına göre; olay gecesi 1.21 promil alkollü olan sanığın idaresindeki otomobille yağışlı hava ıslak zeminde, aydınlatması bulunan, orta refüjle bölünmüş caddede seyri sırasında, olay mahallinde sağ şeritte duraklama yapan iki araca arkadan çarpması sonucu meydana gelen olayda; basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanan mağdur ...'nin soruşturma evresinde sanığa yönelik şikayetinden vazgeçtiği, sanığın vazgeçmeye karşı herhangi bir itirazının bulunmadığı ve vazgeçmeyi zımmen kabul etmiş sayılacağı, sanığın olay anındaki alkol durumu itibariyle atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle yaralama suçlarının oluştuğu, trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle yaralama suçlarından açılan kamu davasında sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan mahkumiyet, taksirle yaralama suçundan ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre; tehlikeli eylemin zarara yol açması halinde Kanunda öngörülen cezaların ağırlığının değil, zarar suçu- tehlike suçu ölçütünün esas alınması suretiyle, taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olduğu ahvalde, taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, ancak kovuşturma şartı olan şikayetin gerçekleşmemesi ya da şikayetten vazgeçme nedeni ile taksirle yaralama suçundan cezalandırmanın mümkün olmadığı ahvalde ise, sanığın TCK'nın 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılmasının gerektiği, bu suretle somut olayda taksirle yaralama suçunun soruşturma ve kovuşturma şartı olan şikayetin gerçekleşmemesi sebebiyle trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan mahkumiyet hükmü kurulan sanık hakkında taksirle yaralama suçundan ''hüküm verilmesine yer olmadığına'' kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin verilen ve sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 89/1,22/3 ve 62. maddeleri gereğince 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2016 tarihli ve 2016/364 esas, 2016/541 karar sayılı mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla,
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2016 tarihli ve 2016/364 esas, 2016/541 karar sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanun'un 309/4-d maddesindeki “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklindeki düzenleme gereği bozma nedenine göre uygulama yapılarak, sanık hakkında taksirle yaralama suçundan kurulan hüküm bölümü çıkarılarak yerine ''sanık hakkında taksirle yaralama suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına'' ibaresinin eklenmesine, hüküm fıkrasındaki diğer hususların aynen bırakılmasına, infazın ve müteakip işlemlerin mahallinde buna göre yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 17.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy