Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Taksirle yaralama suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 28/04/2016 tarihli ve 2015/67123 soruşturma, 2016/32330 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 20/06/2016 tarihli ve 2016/2708 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve Adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, somut olayda şüphelinin sevk ve idaresinde bulunan özel halk otobüsü ile seyir halinde iken karşıdan karşıya geçmekte bulunan mağdura çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiği olayla ilgili olarak olayın meydana geldiği yerin işlek bir cadde olması ve etrafında dükkanların bulunması karşısında, çevrede olay yerini gösteren kamera bulunup bulunmadığına ilişkin yine olayla ilgili görgüsü bilgisi olabilecek tanıkların araştırılmasını mütekaip, dosyanın bilirkişiye tevdii ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve tespiti gerekirken, dosya üzerinden ve sadece taraf beyanlarına istinaden düzenlenen rapor doğrultusunda karar verildiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığının 22.11.2016 gün ve 94660652-105-34-11825-2016-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.12.2016 gün ve 2016/396413 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Olay günü, şüphelinin idaresindeki halk otobüsü ile gündüz saat 16.00 sıralarında, açık havada, meskun mahalde, iki yönlü ve trafik işaretlerinin bulunmadığı yolda seyir halinde iken, seyrine göre sol taraftan yola giren 9 yaşındaki mağdura aracının sol arka kısmı ile çarptığı ve mağdurun basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek vücutta hayat fonksiyonlarına etkisi ağır (5.) derecede kemik kırığı meydana gelecek şekilde yaralanmasıyla sonuçlanan olayla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma esnasında, kaza tespit tutanağı tutulmadığı, şüphelinin ifadesi dışında olayı anlatan başka bir ifadenin yer almadığı, mağdurun hastanede tedavi görmesi nedeni ile ifadesinin alınamadığı, dosyanın tevdi edildiği trafik polisi bilirkişi tarafından düzenlenen 23.04.2016 tarihli bilirkişi raporunda özetle; “ şüphelinin beyanına göre otobüsün dikiz aynasından küçük bir çocuğun koşarak otobüsün sol arka yan tarafına çarptığını gördüğü ifadesi karşısında, halk otobüsü sürücüsü ...'ın trafik kurallarına uygun olarak seyir halinde iken, karşıdan karşıya geçmek maksadı ile araç yoluna birden bire giren yayanın sürücünün görüş alanı dışında kalan yani kullandığı aracın arka yan kısmına çarpması neticesinde, alabileceği bir önlem olmadığından şüphelinin kusursuz olduğunun” belirtilmesi nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 28.04.2016 tarih, 2015/67123 soruşturma no. ve 2016/32330 Karar kararıyla şüpheli hakkında taksirle yaralama suçundan, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine karar verildiği, mağdurun babası ...'ın 17.08.2016 havale tarihli kanun yararına bozma dilekçesinde özetle “... kazaya tanık olan ve çocuğu hastaneye götüren Modern Tesisat adlı işyerinin sahipleri ile olay yerindeki esnaf Burak Karagöz ile Kadir Karagöz'ün beyanlarında otobüsün şerit ihlali yaptığı ve yol içinde bekleyen mağdura çarptığı şeklinde olayı beyan ettikleri....” ifadelerine yer vermesi karşısında; söz konusu tanıkların ve mağdurun ifadesi alınmak ve olay yerinde keşif yapılmak sureti ile dosyanın bilirkişiye tevdii ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve tespiti gerekirken, dosya üzerinden ve sadece şüpheli beyanına istinaden düzenlenen rapor doğrultusunda karar verildiği anlaşılmakla,
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20.06.2016 tarihli ve 2016/13204 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde Sulh Ceza Hâkimliğince yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy