Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle Öldürme
Hüküm : TCK'nın 85/1, 62/1, 50/1-a, 52/2-4, 50/6, 53/6. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-)Olay günü saat 07.45 sıralarında gündüz vakti meskun mahal dışında, iki şeritli iki yönlü, 10 metre genişliğindeki yolda aracı ile seyir halinde olan sanığın, olay mahalline geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybederek gidiş istikametine doğru sağ tarafa aracı kaydırarak takla atması sonucu, araçta yolcu olarak bulunan ...'ın ölümüne asli kusurlu şekilde neden olduğu anlaşılan ve mahkemece de bu şekilde kabul edilen somut olayda; suçun işleniş şekli, sanığın kusurunun ağırlığı ile hak ve nesafet kuralları da gözetilerek, maddede belirtilen temel cezanın alt sınırdan daha fazla uzaklaşılmak sureti ile tayin ve tespiti gerekirken, temel cezanın 2 yıl 6 ay hapis olarak belirlenmesi sureti ile yazılı şekilde hüküm kurularak sanık hakkında eksik cezaya hükmolunması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
2-)Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07/07/2009 tarih 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan "failin güttüğü amaç ve saik" gerekçelerine dayanılamayacağının gözetilmemesi,
3-) Sanık hakkında hükmolunan 2 yıl 1 ay hapis cezasının TCK'nın 49/2. maddesi uyarınca kısa süreli olmaması nedeniyle, hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında, hürriyeti bağlayıcı cezayı adli para cezasına çevirmenin yasal dayanağını oluşturan TCK'nın 50/4. maddesinin gösterilmemesi,
4-)TCK'nın 50/6. maddesinde bulunan “yaptırımın” ibaresinin 01.03.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 5739 sayılı Kanunun 4. maddesi ile “tedbirin” olarak değiştirilmesi ile sözü edilen maddenin birinci fıkrasının “a” bendi uyarınca hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi seçenek yaptırım, diğer bentlerde düzenlenen hususların ise seçenek tedbir niteliğinde olduğu, TCK'nın 50/6. maddesinde hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesinin sonuçlarının düzenlediği, somut durumda ise sanık hakkında bir tedbir niteliğini haiz olmayan, uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verildiği, kaldı ki bu durumun hükmün tesisi aşamasında değil, hükmün kesinleşmesinden sonra infaz aşamasında nazara alınacağı hususu gözetilmeden, infazı kısıtlayacak şekilde hapis cezasından çevrilen adli para cezasının ödenmemesi halinde TCK'nın 50/6. maddesi gereğince hapis cezasının infaz edileceğinin ihtarına karar verilmesi,
5-)Otopsi ve fotoğraf giderinin eklenmemesi sureti ile yargılama giderinin eksik şekilde tayini,
Kanuna aykırı olup, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 14/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy