Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : TCK’nın 85/1, 62/1, 51/1-3. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın idaresindeki asfalt yüklü kamyon ile gündüz vakti, yol çalışması ile trafiğin iki yönlü olarak seyrettiği, her iki yöndeki trafiğin ... ve ... isimli iki bayrakçı tarafından kontrollü olarak verildiği, sanığın seyrine göre sol taraftaki asfalt çalışması yapılan yola ... isimli bayrakçının, sanık ve arkasındaki araçları kırmızı uyarı bayrağı ile durdurduğu, sanığın arkasından gelen iki otomobilin yavaşladığı, ölen idaresindeki motosikletin ise sanık ve yol işçileri tanıkların ifadesine göre hızla kamyonun sol tarafından geçmek istediği sırada, sanığın soldaki yol çalışması yapılan alana yöneldiği ve motosikletin kamyonun sol arka tekerine çarparak sürüklendiği olayda; keşif neticesi alınan bilirkişi raporu ve Adli Tıp Kurumu raporunda sanığın tali kusurlu olarak belirtilmesi ve mahkeme tarafından hükme esas alınan ve meydana gelen olayda sanığın tali derecede kusurlu olduğu hususunda görüş içeren Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin raporunda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğine, katılan vekilinin ise bilirkişi raporlarının eksik olduğuna ve içinde tıp alanında uzman olan bilirkişilerden oluşacak heyet raporu alınması gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07/07/2009 tarih 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan "failin kastının ağırlığı, güttüğü amaç ve saik" gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, bu hususların yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanığa verilen temel cezanın belirlenmesinde gösterilen diğer gerekçeler yasal ve yeterli olduğundan, hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “sanığın güttüğü amaç ve saik” ibaresinin çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy