Mahkemesi
Suç: 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm: Tüm sanıklar hakkında; 2863 sayılı Kanunun 74/1-1. cümle, 5237 sayılı TCK'nın 62/1, 53/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hüküm, sanık ... ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Sanıklar ..., ..., ... ve ...'ün mahkumiyetlerine ilişkin hükmün incelenmesinde;
Sanıkların aşamalardaki tutarlı savunmalarında, kültür varlıkları bulmak amacıyla izinsiz kazı fiili gerçekleştirmediklerini, sanıklar ... ve ...'un aksi yöndeki beyanlarını kabul etmediklerini söylemeleri karşısında, sanıklar tarafından atılı suçun işlendiğine dair, davanın diğer sanıkları ..., ... ve ...'un beyanları dışında mahkumiyetlerine yeterli, kesin delil bulunmadığı anlaşılmakla; atılı suçtan sanıklar ..., ..., ... ve ...'ün beraatlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ile mahkumiyetlerine dair hüküm tesisi,
2- Sanıklar ..., ... ve ...'un mahkumiyetlerine ilişkin hükmün incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ...'ün, üzerine atılı suçu kabul etmediğine; sanıklar ... ve ... müdafinin, teşebbüs hükümlerinin uygulanmadığına, soyut iddialar dışında delil bulunmadığına ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK'nın 51, 5271 sayılı CMK'nın 231. maddelerinin sanıklar hakkında uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek somut gerekçeler gösterilmek suretiyle takdir hakkının kullanılması gerektiği, bu kapsamda, dosya içerisinde mevcut adli sicil kayıtlarına göre sanıklar Abdullah ve Mevlüt'ün sabıkasız oldukları, sanık ...'nin ise bir adet hükmün açıklanmasının geri bırakılması kaydının bulunduğu, sanıkların yargılama sürecindeki tutum ve davranışları lehe kabul edilerek, haklarında takdiri indirim hükmünün uygulandığı anlaşılmakla; yukarıda sözü edilen ölçülere uymayacak şekilde, sanık ...'nin suç tarihinden önce, sanıklar Mevlüt ve Abdullah'ın ise suç tarihinden sonra kesinleşen sabıka kayıtlarına dayanılarak, “tüm sanıkların suç kasıtlarının yoğunluğu gözetilerek, cezalarının ertelenmesi halinde ileride suç işlemekten çekinmelerine sebep olmayacağı” şeklindeki isabetsiz ve dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 51 ve 5271 sayılı CMK'nın 231. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kabule göre de;
a- Katılan kurum lehine vekalet ücretinin sanıklardan eşit olarak alınması yerine “müştereken ve müteselsilen” tahsiline karar verilmesi kanuna aykırı,
b- Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08/10/2015 tarihli, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık ... ile bir kısım sanıklar müdafinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 05/07/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.