Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Şantaj, özel hayatın gizliliğini ihlal
Karar-Hüküm : 1- Sanık hakkında şantaj suçundan dolayı TCK'nın 107/1, 62/1, 53/1-2-3, CMK'nın 231/5. maddeleri gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar
2- Sanığın özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı TCK'nın 134/1, 134/2, 53/1-2-3. maddeleri gereğince mahkumiyetine dair hüküm
Şantaj suçundan sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar ile özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, şikayetçiler..., ... ve şikayetçi ... vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Şantaj suçundan açılan davanın 09.04.2013 tarihli ilk oturumunda katılma isteminde bulunmalarına rağmen şikayetçiler..., ... ve ... hakkında bu konuda herhangi bir karar verilmemesi ve birleşen özel hayatın gizliliğini ihlal suçuna ilişkin dava ile ilgili olarak 05.11.2013 tarihli üçüncü oturumda şikayetçi olduklarını beyan eden şikayetçi ... vekiline katılma hakkının hatırlatılmaması karşısında, şikayetçiler..., ... ve ...'ın CMK'nın 260. maddesi uyarınca katılma istemi hakkında karar verilmeyenler sıfatıyla temyiz haklarının bulunduğu anlaşıldığından, şantaj suçundan doğrudan zarar gördükleri anlaşılan ve kararı temyiz etmek suretiyle katılma iradelerini devam ettiren şikayetçiler..., ..., ... ile özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan doğrudan zarar gördüğü anlaşılan ve vekili aracılığıyla hükmü temyiz etmek suretiyle katılma iradesini ortaya koyan şikayetçi ...'ın CMK'nın 237/2. madde ve fıkrası uyarınca davaya katılmalarına karar verilerek yapılan incelemede:
A) Şantaj suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara yönelik katılanlar..., ... ve katılan ... vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının CMK'nın 231/12. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna tabi bulunduğu, katılanlar..., ... ve katılan ... vekili 08.05.2014 tarihli süre tutum dilekçelerinde yerel mahkeme kararını temyiz ettiklerini ifade ettikten sonra katılanlar... ve ...'ın 12.05.2014 tarihli dilekçe ile şantaj suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara yönelik itiraz kanun yoluna başvurdukları ve İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.10.2014 tarihli, 2014/382 değişik iş sayılı kararıyla katılanlar... ve ...'ın itirazlarının reddine karar verildiği anlaşılmakla; CMK'nın 264. maddesi uyarınca gereği merciince yapılmak üzere dosyanın incelenmeksizin mahkemesine iadesinin temini için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
B) Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik katılan ... vekilinin temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Birleşen dava dosyasındaki özel hayatın gizliliğini ihlal suçuna ilişkin 28.06.2013 tarihli iddianamedeki anlatım ve uygulanması istenen sevk maddelerine göre; sanık ...'in, mağdur ... ile cinsel ilişkiye girdikleri ana ilişkin görüntüleri içeren CD'yi, mağdurun ağabeyine postayla göndererek, TCK'nın 134/2-1. madde, fıkra ve cümlesindeki görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu işlediği iddiasıyla dava açılmasına rağmen hükmün gerekçesine ve hüküm fıkrasının içeriğine göre mahkemece görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçuna ilişkin hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, dava konusu edilen bu eylemle ilgili olarak zamanaşımı süresi içinde bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Katılan ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Şantaj suçundan çıkarılan yakalama kararının infazı üzerine İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından sorgusu yapılan sanığa, yakalama emrine ekli şantaj suçuna ilişkin 12.12.2012 tarihli iddianamenin okunduğu ve şantaj suçundan savunmasının alındığı gözetilmeden, birleşen dava dosyasındaki özel hayatın gizliliğini ihlal suçuna ilişkin 28.06.2013 tarihli iddianame ve 05.07.2013 tarihli birleştirme kararı okunmaksızın, yüklenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı CMK'nın CMK'nın 191 ve 147. maddeleri gereğince usulünce sorgusu yapılmayan sanık hakkında, yargılamaya devamla yazılı biçimde mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle savunma hakkının ihlal edilmesi,
2- Kabul ve uygulamaya göre de:
a) Şikayete konu kaydı içeren CD incelenerek ve gerektiğinde alınacak bilirkişi raporu ve beyanlarla; görüntülerin hangi tarihte kaydedildiği ve içeriği, mağdurun, çalışır vaziyetteki kameranın varlığından haberdar olup olmadığı, kamerayı fark ettiği izlenimini uyandıracak bir sözü ve davranışının bulunup bulunmadığı, çekim yapan cihaza ısrarla bakıp bakmadığı ve odaklanıp odaklanmadığı, özetle görüntülerinin bilgisi dahilinde kaydedilip kaydedilmediği hususları açıklığa kavuşturulup, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik incelemeye ve yetersiz gerekçelere dayalı olarak sanık hakkında görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı mahkumiyet kararı verilmesi,
b) Birleşen dava dosyasındaki özel hayatın gizliliğini ihlal suçuna ilişkin 28.06.2013 tarihli iddianamede sanık hakkında TCK'nın 134/1. madde ve fıkrasının uygulanması talep edilmediği halde, CMK'nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan, görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı TCK'nın 134/1. madde ve fıkrası gereğince hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
c) TCK'nın 134. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinde, kişilerin özel hayatının gizliliği ihlal edildiği takdirde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası, aynı madde ve fıkranın ikinci cümlesinde, gizliliğin görüntü veya seslerin kaydedilmesi suretiyle gerçekleşmesi halinde, bir yıldan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüş iken, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un 81. maddesi ile yapılan değişiklikle TCK'nın 134. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesindeki ceza miktarı bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiş, aynı madde ve fıkranın ikinci cümlesi gereğince, gizliliğin görüntü veya seslerin kaydedilmesi suretiyle gerçekleşmesi halinde verilecek cezanın bir kat artırılacağı düzenlenmiş olup, görüntülerin hangi tarihte kaydedildiği tespit edilmeksizin, mağdurun özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiği açıklandıktan ve TCK'nın 134. maddesinin 1. fıkrası gereğince 1 yıl hapis cezası belirlendikten sonra, gizliliğin görüntü veya seslerin kaydedilmesi suretiyle gerçekleşmesi nedeniyle temel cezanın asgari hadden uzaklaşılarak tayin edildiği ifade edilerek ve bu kabule göre uygulama alanı bulunmayan TCK'nın 134. maddesinin 2. fıkrası gereğince 2 yıl 2 ay hapis cezası hükmedilerek, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulup, hükmün karıştırılması ve 6352 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile TCK'nın 134. maddesinin 1. fıkrasında yapılan değişiklikten önce aynı madde ve fıkranın 2. cümlesi uyarınca doğrudan ve üst hadden, değişiklikten sonra ise TCK'nın 134. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesi uyarınca hükmolunan 1 yıl hapis cezasının aynı madde ve fıkranın ikinci cümlesi gereğince 1 kat artırılması suretiyle görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilecek olan sanığa 2 yıl 2 ay hapis cezası verilmesi,
ç) Sanık hakkındaki şantaj suçundan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararda, sanığın dosyaya yansıyan kişiliği, şahsi hali, geçmişi, sosyal ilişkileri, cezanın fail üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak takdiri indirim maddesi uygulandığı halde, görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı aynı sanık ve aynı yargılama sonunda, “Sanık hakkında başkaca ağırlatıcı veya hafifletici hükümler uygulanmasına taktiren yer olmadığına,” şeklinde, yasal ve yeterli gerekçe içermeyen soyut ibarelere dayalı olarak TCK'nın 62. maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi, kanuna aykırı,
d) Sanık hakkında TCK'nın 53. maddesi tatbik edilirken, 3. fıkraya aykırılık oluşturacak şekilde, TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğuna, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından “koşullu salıverilme tarihine kadar”, diğer kişiler yönünden ise, “hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar” karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı uyarınca TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 28.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy