Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Hüküm : 51.276,49 TL maddi ve 800.000 TL manevi tazminatın
davalıdan alınarak davacıya verilmesine
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davalı vekili ve davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Davacı ile ilgili tutuklama ve tahliyeye ilişkin tüm müzekkere ve belgelerin Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde aslı ya da onaylı örnekleri de dosya içine alınarak, tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde, infaz tarihlerinin ilgili ceza infaz kurumundan sorulması suretiyle davacının tutuklama ve tahliye tarihleri ile infaz edilen sürenin tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, davacı lehine belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda çok fazla manevi tazminata hükmolunması,
3- Davacının cezaevi harcamaları, davacının ve ailesinin yargılama sürecinde yaptığı yol, konaklama, yemek harcamaları ve benzeri giderleri, davacının ailesinin taşınma masrafları, ...üyesi olan davacının maaşından eksik ödenen aidatlar nedeniyle mahrum kaldığı nema miktarı ve görev başında olan Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına her ay, 2155 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmeliğe göre ödenen tayın (yemek yardımı) bedelinin CMK’nın 141. ve devamı maddeleri gereğince hesaplanması gereken maddi zarar kapsamına dahil edilemeyeceğinin dikkate alınmaması,
4- Dava dilekçesinde davacının tutuklandığı tarihte Jandarma Kurmay Yarbay rütbesiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli olduğu, tutuklanmamış olsaydı 30 Ağustos 2012 tarihinde albay, 30 Ağustos 2014 tarihinde ise kıdemli albay olacağı, tutuklu kaldığı tarihlerde görevinde yükselemediği ancak beraat etmesinden sonra 8 Haziran 2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere albay rütbesine terfi ettirilerek nasbının 30 Ağustos 2012 tarihine götürüldüğü, Subay Sicil Yönetmeliğinin ilgili maddesi gereğince davacının ancak 30 Ağustos 2015 tarihinde kıdemli albay rütbesine terfi edebileceği, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 33/2. maddesindeki düzenleme nedeniyle albay ve kıdemli albay rütbelerine göre maaş farkı ödemesinin yapılamadığı yalnızca yarbay olarak eksik aldığı maaşlarının kendisine ödendiğinin belirtildiği, 2 Kasım 2015 havale tarihli dilekçede ise, tazminat davasının açılmasından sonra davacı hakkında yeniden nasıp düzeltmesi yapıldığı, 8 Haziran 2015 tarihinden geçerli olmak üzere davacının kıdemli albay rütbesine yükseltildiği buna göre de 8 Haziran 2015 – 30 Ağustos 2015 tarihleri arasını kapsayacak şekilde kıdemli albay tazminatının davacıya ödendiğinin beyan edildiği dikkate alındığında, davacı ile ilgili nasıp durumuna ilişkin tüm evrak ve bilgiler davacının bağlı bulunduğu kurumdan temin edilerek davacının oluşan durum nedeniyle mahrum kaldığı toplam maaş miktarı da ilgili kurumdan sorulup tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenerek, eksik ödenen özlük haklarının iadesine ilişkin olarak davacının bağlı bulunduğu kuruma yaptığı bir başvuru olup olmadığı, davacı tarafından bu konuda açılmış bir tam yargı davası bulunup bulunmadığı, davadan sonra bile olsa herhangi bir idari tasarrufla ödenmesine karar verilip verilmediği ve bu konudaki yasal mevzuat araştırılarak, davacının eksik ödenen özlük haklarının başka bir yolla iadesinin mümkün olmadığının belirlenmesi halinde davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
1- Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun netice kısmında davacının talep edebileceği belirtilen maddi zarar kalemlerinin toplamının hatalı olarak hesaplandığının dikkate alınmaması,
2- Kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının toplamı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin üçüncü kısmında yer verilen oranlar üzerinden, nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, bu miktarın altında kalacak şekilde maktu vekalet ücretine hükmolunması,
Kanuna aykırı olup, davalı vekili ve davacı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 11.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy