Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal
Hüküm : TCK'nın 134/1-2, 62, 50/1, 52/2-4, 54. maddeleri gereğince mahkumiyet
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Oluşa ve dosya kapsamına göre, teyzesinin evinde misafir olarak kalmakta olan 19 yaşındaki mağdur ...'in, tuvalete girip, ihtiyacını giderdiği ve cinsel organını temizlediği esnadaki görüntülerinin, teyzesinin eşi olan sanık ... tarafından, daha önce tuvalete yerleştirilerek gizlenen anahtarlık şeklindeki kamera ile bilgisi ve rızası dışında kaydedildiği olayda;
Mağdurun mahremiyet beklentisini önemsemeyip, onun özel yaşam alanına ağır ve haksız müdahalede bulunan sanığın eyleminde özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun yasal unsurlarının oluştuğuna dair yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş; TCK'nın 134. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinde, kişilerin özel hayatının gizliliği ihlal edildiği takdirde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası, aynı madde ve fıkranın ikinci cümlesinde, gizliliğin görüntü veya seslerin kaydedilmesi suretiyle gerçekleşmesi halinde, bir yıldan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüş iken, suç tarihinden sonra ve karar tarihinden önce, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un 81. maddesi ile yapılan değişiklikle TCK'nın 134. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesindeki ceza miktarı bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiş, aynı madde ve fıkranın ikinci cümlesi gereğince, gizliliğin görüntü veya seslerin kaydedilmesi suretiyle gerçekleşmesi halinde verilecek cezanın bir kat artırılacağı düzenlenmiş olup, TCK'nın 7/2. madde ve fıkrası gereğince, suçun işlendiği zamandaki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması ve her iki kanuna göre hükmedilecek sonuç cezalar belirlendikten sonra sanığın lehine olan kanunun tespiti ile lehe kanunun bir bütün halinde uygulanması ve bu durumun kararın gerekçesine yansıtılması suretiyle hüküm kurulması gerektiği gözetilmemiş ise de, sanığa TCK'nın 134/1-2. madde, fıkra ve cümlesi gereğince 1 yıl hapis cezası hükmedilmesi karşısında, yerel mahkemece suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan düzenleme uyarınca hüküm kurulduğu anlaşıldığından, sonuca etkili görülmeyen bu husus bozma nedeni olarak kabul edilmemiş; ancak, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, sanığın kastının yoğunluğu ile güttüğü amaç ve saiki gözetilerek, alt sınır aşılıp hak ve nasafete uygun bir ceza hükmedilmesi yerine, asgari hadden ceza tayini; ayrıca, TCK'nın 134/1. madde ve fıkrasında, 6352 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile yapılan değişiklikten önce ve suç tarihinde yürürlükte bulunan düzenlemede, hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü ve TCK'nın 50/2. madde ve fıkrasına göre seçenek cezalardan tercih edilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeksizin sanığa hükmedilen hapis cezasının TCK'nın 50/1 madde ve fıkrası gereğince adli para cezasına çevrilmesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sübuta ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında hükmedilen adli para cezasının TCK’nın 52/4. madde ve fıkrası gereğince taksitlendirilmesine karar verildikten sonra, infazda tereddüt oluşturacak biçimde taksit sayısının gösterilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hükmün 4 numaralı bölümünün taksitlendirmeye ilişkin 2. paragrafındaki “ancak aydan aya eşit taksitler halinde ödenmesine,” ibarelerinin, “ancak birer ay ara ile 24 eşit taksitte ödenmesine,” ibareleri ile değiştirilmesi suretiyle, eleştiri dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy