Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Tehdit, şantaj, özel hayatın gizliliğini ihlal
Hükümler-Karar : 1- Sanığın tehdit suçundan dolayı TCK'nın 106/2, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyetine dair hüküm
2- Sanığın şantaj suçundan dolayı TCK'nın 107/2-1, 52/2, 53/1-2-3. maddeleri gereğince mahkumiyetine dair hüküm
3- Sanığın özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı TCK'nın 134/2, 134/1, 53/1-2-3, 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddeleri gereğince mahkumiyetine dair hüküm
4- Sanıktan yargılama giderlerinin tahsiline dair ek karar
Tehdit, şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler ile sanıktan yargılama giderlerinin tahsiline dair ek karar, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A) Yargılama giderlerinin tahsiline dair ek karara ve tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık hakkında tehdit, şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından 03.02.2016 tarihli karar ile mahkumiyet hükümleri kurulmak suretiyle esas hakkında karar verilerek dosyadan el çekildikten ve hükümler temyiz edildikten sonra dosyanın tekrar ele alınarak esas kararda hüküm altına alınması unutulan bazı yargılama giderlerinin sanıktan alınmasına dair 17.03.2016 tarihli ek karar hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olup, temyiz isteminin konusunun olmadığı,
Ayrıca, Anayasa Mahkemesinin 07.10.2009 gün ve 27369 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanıp, yayımından itibaren bir yıl sonra 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe giren, 23.07.2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 karar sayılı iptal hükmünün yürürlüğe girdiği tarihe kadar 5237 sayılı TCK'nın 50 ve 52. maddeleri ve 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca doğrudan hükmedilip, başkaca hak mahrumiyeti içermeyen 2000 TL'ye kadar (2000 TL dahil) adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet hükümleri 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanun'un 305. maddesi gereğince kesin nitelikte olup, 07.10.2010 ila 6217 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihine kadar ise mahkumiyet hükümlerinin hiçbir istisna öngörülmeksizin temyizinin mümkün olduğu, 14.04.2011 ve sonrasında ise, doğrudan hükmedilen 3000 TL’ye kadar (3000 TL dahil) adli para cezalarının 5320 sayılı Kanun'un Geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğu, dolayısıyla yerel mahkemece 03.02.2016 tarihinde tehdit suçundan dolayı doğrudan hükmedilen 600 TL'den ibaret mahkumiyet hükmünün kesin nitelikte olduğu anlaşıldığından,
Sanık müdafiinin 17.03.2016 tarihli ek karara ve tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE,
B) Şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
1- Dairemizin 04.11.2015 tarihli bozma ilamı üzerine duruşma açılmasına karar verildikten sonra sanığa, sanık müdafiine, katılana ve katılan vekiline duruşma günü bildirilmeksizin ve bozmanın sanık aleyhine de olması karşısında sanığın bozma ilamına karşı diyeceklerinin tespiti gerektiği nazara alınmaksızın tarafların yokluğunda karar verilmek suretiyle 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 326. maddesine aykırı hareket edilmesi,
2- Kabul ve uygulamaya göre de:
a) Dairemizin 04.11.2015 tarihli bozma ilamında vurgulanmasına ve bozma ilamına uyulmasına rağmen sanığın hangi eyleminin şantaj suçunu oluşturduğu açıklanmaksızın ve deliller tartışılıp değerlendirilmeksizin, önceki kararda yer alan ibarelerin tekrarı ile yetinilerek yasal gerekçeden yoksun şekilde şantaj suçundan dolayı mahkumiyet hükmü kurulması,
b) Sanık müdafii 20.05.2013 hakim havale tarihli esasa ilişkin savunmalarını içeren dilekçesinde, mahkumiyet kararı verilmesi halinde, seçenek yaptırımlara başvurulmasını talep ettiği halde, şantaj suçundan hükmedilen kısa süreli hapis cezasının TCK'nın 50/1. madde ve fıkrası uyarınca adli para cezasına veya seçenek tedbirlere çevrilmesi talebini kapsayan bu istek hakkında bir karar verilmemesi,
c) TCK'nın 134. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında birbirinden bağımsız iki ayrı suç düzenlendiği gözetilmeksizin, sanık hakkında görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı TCK'nın 134/2. madde ve fıkrası gereğince 2 yıl hapis cezası belirlendikten sonra, aynı Kanun'un 134/1. madde ve fıkrası gereğince hükmedilen cezada bir kat artırım yapılarak sanığa 4 yıl hapis cezası hükmedilmesi suretiyle hükmün karıştırılması,
d) Bozma kararı öncesi özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan hükmedilen 2 yıl hapis cezasına ilişkin ilk hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi nedeniyle sonuç ceza miktarının sanık lehine kazanılmış hak teşkil edeceği gözetilip, 1412 saylı CMUK'un 326/son madde ve fıkrası uyarınca kazanılmış hak nedeniyle infazın 2 yıl hapis cezası üzerinden yapılacağının belirtilmesi ile yetinilmesi gerekirken, sonuç cezanın 2 yıl hapis cezası olarak tayin edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeksizin hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 18.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy