Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle Öldürme
Hüküm : Her iki sanık hakkında; TCK'nın 85/1, 62/1, 50/1-a, 52/2-4, 50/6. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle öldürme suçundan sanıkların mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61/1 ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle aynı Kanun'un 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, ...'un ölümü ile sonuçlanan iş kazasında sanıkların asli kusurlu olduğunun mahkemece de kabul edildiği somut olayda, alt sınır daha fazla aşılarak hak ve nesafete uygun bir ceza tayini yerine, asgari hadden ceza tayin edilmesi,
2-CMK’nın 231. maddesindeki “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” düzenlemesi için öngörülen koşulların, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlarla birlikte, denetime olanak verecek şekilde, somut gerekçeler gösterilmek suretiyle değerlendirildikten sonra, sanık hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılması”na ilişkin düzenlemenin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerektiği; lehe hükümlerin uygulanmasını isteyen ve adli sicil kaydından sabıkasız olduğu anlaşılan, duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz davranışları bulunmayan ve ölenin mirasçılarının şikayetçi olmadıkları sanık ... hakkında, “suç işleyiş şekli, kişilik ve fiilin özellikleri, olayın oluş biçimi uyarınca bir daha suç işlemekten çekinmesine neden olacağı yolunda olumlu kanaat gelmediğinden" şeklindeki dosya kapsamı ile uyumlu olmayan yetersiz gerekçe ile CMK.nun 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
3-Sanıklar hakkında hükmedilen uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,
4-Sanıklar hakkında hükmolunan adli para cezasının taksitlendirilmesi akabinde TCK'nın 52/4 maddesi gereğince taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmının tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği ihtarı yapılması gerekirken, infazı kısıtlar biçimde ''taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının bir defada alınmasına” karar verilmesi; yine, TCK'nın 50/6. maddesinde bulunan "yaptırımın" ibaresinin 01/03/2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 26/02/2008 tarih 5739 sayılı Kanunun 4. maddesi ile "tedbirin" olarak değiştirilmesi ile sözü edilen maddenin birinci fıkrasının "a" bendi uyarınca hapis cezasının paraya çevrilmesi seçenek yaptırım, diğer bentlerde düzenlenen hususların ise seçenek tedbir niteliğinde olduğu, TCK'nın 50/6. maddesinde hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesinin sonuçlarının düzenlediği, somut durumda ise sanıklar hakkında bir tedbir niteliğini haiz olmayan, uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verildiği, kaldı ki bu durumun hükmün tesisi aşamasında değil, hükmün kesinleşmesinden sonra infaz aşamasında nazara alınacağı hususu gözetilmeksizin infazı kısıtlar biçimde karar tesis edilmesi,
5-Haklarındaki temel hapis cezası alt sınırdan ve 2 yıl hapis olarak belirlenen her iki sanık hakkında; TCK'nın 52/2. maddesi uyarınca her iki sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri gözetilerek, bir gün karşılığı adli para cezası miktarının 20-TL-100.-TL arasında makul bir oranda tayin ve tespiti gerekirken, “sanıkların sosyal ve ekonomik durumu ile meydana gelen netice ile cezanın etkin olabilmesi” gerekçe gösterilerek, dosya oluşa uygun olmayacak şekilde, günlüğü en üst miktar olan 100 TL'den adli para cezasına çevrilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 01/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy