Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Şantaj, tehdit, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, özel hayatın gizliliğini ihlal
Hükümler : 1- Şantaj suçundan dolayı CMK'nın 231/11. maddesine göre açıklanan; TCK'nın 107/1, 43/1-2, 62, 52/2, 53/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
2- Tehdit suçundan dolayı CMK'nın 231/11. maddesine göre açıklanan; TCK'nın 106/1-1, 43/1-2, 62, 53/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
3- Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan dolayı CMK'nın 231/11. maddesine göre açıklanan; TCK'nın 136/1, 43/1-2, 62, 53/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
4- Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı CMK'nın 231/11.
maddesine göre açıklanan; TCK'nın 134/2, 134/2-son, 43/1-2, 62, 53/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
Şantaj, tehdit, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, 06.08.2011 tarihinde işlediği sabit görülen şantaj suçundan dolayı TCK'nın 107/1, 43/1-2, 62, 52/2. maddeleri gereğince 1 yıl 15 gün hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; tehdit suçundan dolayı TCK'nın 106/1-1, 43/1-2, 62. maddeleri gereğince 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına; verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan dolayı TCK'nın 136/1, 43/1-2, 62. maddeleri gereğince 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına; özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı TCK'nın 134/2, 134/2-son, 43/1-2, 62. maddeleri gereğince 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına dair Mersin 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.05.2012 tarihli, 2012/62 esas, 2012/590 sayılı kararının itiraz edilmeden 11.09.2012 tarihinde kesinleşmesinin ve kesinleşme tarihinden itibaren 5 yıllık denetim süresinin başlamasının ardından, Isparta 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 27.05.2014 tarihli, 2014/268 esas, 2014/431 sayılı kararı ile 01.07.2013 tarihinde işlediği sabit görülen tehdit suçundan dolayı TCK'nın 106/1-1, 62/1, 51/1-3. maddeleri gereğince erteli 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin mahkumiyet hükmü 11.06.2014 tarihinde kesinleşen sanık hakkında, denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle ihbarda bulunulmasını müteakip, duruşma açılarak, sanığın savunması alınıp, 22.05.2012 tarihli hükümlerin CMK'nın 231/11. maddesi gereğince açıklanmasına ilişkin Mersin 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.01.2015 tarihli, 2014/460 esas, 2015/23 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
A) Şantaj ve verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sübuta ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda, mağdura karşı aynı suçları birden fazla işleyen sanık hakkında hükmedilen cezalarda zincirleme suç hükümleri gereğince artırım yapılırken, TCK'nın 43. maddesinin 1. fıkrasının yanında uygulama alanı bulunmayan aynı maddenin 2. fıkrasının da yazılması,
2- Sanık hakkında TCK'nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususlarda aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasının 4 ve 6 numaralı bölümlerinin b harfi ile gösterilen 43. maddenin uygulanmasına ilişkin paragraflarındaki “TCK 43/1 -2 maddesi” ibarelerinin, “TCK'nın 43/1. madde ve fıkrası” ibareleri ile değiştirilmesi, hüküm fıkrasının 4 numaralı bölümünün e harfi ile ve 6 numaralı bölümünün d harfi ile gösterilen 53. maddenin uygulanmasına ilişkin paragraflarının hüküm fıkrasından çıkarılarak, yerlerine, “Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun'un 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun'un 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesine,” ibarelerinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin isteme uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B) Tehdit ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sübuta ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığın, mağdurun cep telefonuna gönderdiği “Bütün bunların bedelini ödeyeceksin, sana hayatı zehir zemberek edeceğim, bundan böyle beni ölmüş bil ve kendini ölmüş kabul eden yıkılmış bir adamın sana neler edebileceğini var iyi hesap et...” biçimindeki mesajlarla gerçekleştirdiği tehdit eyleminde, sanığın, mağdura vereceği zararın ne olduğu ve nasıl bir ağırlıkta olacağını açık ve net olarak bildirmeyip, genel anlamda ona kötülük yapıp zarar vereceği düşüncesini uyandıracak sözlerle mağduru tehdit ettiği anlaşılmakla, sanık hakkında TCK'nın 106/1. madde ve fıkrasının 2. cümlesinde düzenlenen tehdit suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, aynı madde ve fıkranın 1. cümlesi gereğince mahkumiyet kararı verilmesi,
2- Sanığın, 06.08.2011 tarihinde üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren TCK'nın 134/2. madde ve fıkrasındaki görüntü veya seslerin basın ve yayın yoluyla ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu işlediğinin iddia edilmesi ve mahkemenin kabulünün de bu yönde olması karşısında, sanık hakkında, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, “31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; a) Soruşturma evresinde, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir.” biçimindeki hüküm gereğince, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
3- Kabul ve uygulamaya göre de:
a) 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi ile değişik CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve TCK'nın 106/1-1. madde ve fıkrasında tanımı yapılan tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; TCK'nın 7/2. madde ve fıkrası uyarınca; “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik CMK'nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirilip, sonucuna göre tehdit suçu açısından sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b) 5560 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile değişik CMK'nın 253/1-a madde, fıkra ve bendi gereğince uzlaşma kapsamında olan özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı soruşturma evresinde CMK'nın 253. maddesi uyarınca sanıkla şikayetçi arasında uzlaştırma işlemi sağlanmadan dava açılması, yargılama aşamasında da aynı Kanun'un 254. maddesi uyarınca bu eksikliğin giderilmemesi,
c) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda, mağdura karşı aynı suçları birden fazla işleyen sanık hakkında hükmedilen cezalarda zincirleme suç hükümleri gereğince artırım yapılırken, TCK'nın 43. maddesinin 1. fıkrasının yanında uygulama alanı bulunmayan aynı maddenin 2. fıkrasının da yazılması,
d) Sanık hakkında TCK'nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 11.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy