Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma
Hüküm : TCK'nın 179/3-2, 62/1, 58, 53, 50/1, 52. maddeleri gereğince mahkumiyet
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine;ancak;
Olay gecesi 1.25 promil alkollü olduğu tespit edilen sanığın sevk ve idaresindeki otomobille yağışlı havada iki yönlü Devlet yolunda seyri sırasında, ışıklı kavşak mahallinde virajı alamayıp hakimiyetini kaybederek önce refüje çarpıp, akabinde takla atması şeklinde meydana gelen kazada, her ne kadar iddianameden sanık hakkında sadece trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan dava açıldığı anlaşılmakta ise de; olay sonucu sanığın aracında bulunan 4 kişinin yaralandığı, niteliksiz yaralanan mağdurlar ..., ... ve ...'ün soruşturma aşamasında sanıktan şikayetçi olmadıkları, adli raporlardan nitelikli yaralandığı anlaşılan mağdur ...'ın ise hastanede bilinci kapalı olduğundan şikayet hususunda beyanlarının alınamadığı, ancak mağdurların tamamının sanıktan şikayetçi olmadığı kabul edilerek sanık hakkında mağdurların tamamına yönelik taksirle yaralamadan verilen 05.01.2015 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara mağdur ... vekilinin itiraz ettiği, itiraz akıbetinin ise dosya içerisinden belli olmadığı anlaşılmakla; Dairemizin istikrar kazanan uygulamalarına göre sanığın tek fiille bilinçli taksirle yaralama ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarını işlediği halde zararın içinde yasanın cezalandırdığı tehlikeyi de barındırdığı gözetilerek zarar suçu-tehlike suçu ölçüsü esas alınarak, mağdur ... vekilinin itiraz dilekçesinin akıbeti ile taksirle yaralama suçundan verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılıp kaldırılmadığı, sanık hakkında aynı olay ile ilgili taksirle yaralama suçundan açılmış bir dava ve kurulmuş bir hüküm olup olmadığı araştırılıp, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
5237 sayılı TCK'nın 58/6. maddesinde tekerrür halinde hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirileceği ve ayrıca mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının öngörüldüğü, mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin yer aldığı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108. maddesinde ise, yalnızca mükerrirler hakkında tayin olunan özgürlüğü bağlayıcı ceza olan hapis cezalarının ne şekilde infaz edileceği belirtilmiş olup, bu maddede adli para cezasının infazı konusunda her hangi bir düzenlemenin bulunmadığı, 5275 sayılı Kanunun 106. maddesinde adli para cezasının infazı düzenlenmiş olup, bu maddede mükerrirler hakkında hükmolunan adli para cezasının infazına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği, bu durumda, 5237 sayılı TCK'nın 58., 5275 sayılı Kanunun 106 ve 108. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezasının, adli para cezasına çevrilmesi karşısında, TCK'nın 58. maddesi gereğince tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi; yine TCK'nın 53/1 maddesinin hapis cezasının kanuni sonucu olarak uygulanacağı gözetilmeden, adli para cezasına mahkûm edilen sanık hakkında TCK'nın 53/1. maddesinin hem uygulanmasına hem de uygulanmamasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA; CMUK'un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına; 25.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy