Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma
Hüküm : TCK'nın 179/3-2, 53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, Mahalli Cumhuriyet savcısı ve sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın ve mahalli Cumhuriyet savcısının sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- TCK'nın 50. maddesinin sanık hakkında uygulanıp uygulanmamasına karar verilirken, sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, suçun işlenmesindeki özellikler nazara alınarak, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar isabetle değerlendirilip, denetime imkan verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle takdir hakkının kullanılmasının gerektiği, yine Türk Ceza Kanunun 51. maddesinin (a) bendinde sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezası ile cezalandırılmamış olması, (b) bendinde de suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması hükmü getirilmiş olmakla; adli sicil kaydında yer alan TCK 85/1 maddesi kapsamındaki sabıka kaydının taksirli suçlardan olması, TCK’nın 179/2.maddesi kapsamındaki mahkumiyet hükmünün ise silinme koşullarının oluşması karşısında; duruşma tutanaklarına olumsuz bir davranışı yansımayan sanık hakkında, ertelemeye ve seçenek yaptırımlara çevirmeye yer olmadığına karar verilirken ''sanığın sabıkalı oluşu, ileride suç işlemekten çekineceği hususunda olumlu bir kanaat oluşturmadığından '' şeklinde yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile sanık hakkında verilen cezanın paraya çevrilmesine veya ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesi,
Kabule göre de;
2- Sanık hakkında TCK'nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı olup, sanığın ve mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 13.06.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
İncelenen dosyada duruşma hakimi tarafından TCK’nın 50 ve 51. maddesi uyarınca değerlendirme yapılarak sanığın tekerrüre esas olmayan adli sicil kayıtları incelenmiş ve bir daha suç işlemeyeceği yolunda kanaat oluşmadığından uygulama yapılmamıştır.
TCK’nın 50 ve 51. madde de hakime takdir yetkisi tanınmıştır. Hakim takdir yetkisini kullanırken suçlunun kişiliğini değerlendirmiştir. Burada suçun işlendiği zamana kadar sergilenen tutum ve davranışlar, sosyo ekonomik durum, pişmanlık ve suçun işlenmesindeki özellikler değerlendirilmiştir. Sanığın geçmişte suç işlemesi nedeniyle kişilik değerlendirmesi yapmış ve olumlu kanaat oluşmadığından uygulama yapmamıştır.
Temyiz incelemesi sırasında inceleme dosya üzerinden yapılmakta olup taraflarla yüzyüzelik oluşmamaktadır. Sanığın gören dinleyen, muhatap olan hakim takdir hakkını daha sağlıklı kullanma imkanına sahiptir.
Dosyada olumsuz takdir hakkı kullanılmıştır. Hakimin takdir yetkisini elinden almamak adına sayın çoğunluğun bu konudaki bozma görüşüne katılmıyoruz.13.06.2017
Full & Egal Universal Law Academy