Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç: Özel hayatın gizliliğini ihlal
Hüküm: TCK'nın 134/2, 62, 53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık ve mağdur tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Mağdurun temyiz isteminin incelenmesinde:
Mağdurun, davaya katılma yönünde bir talebi olmadığı gibi, 08.04.2013 tarihli duruşmada sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığı anlaşıldığından, mağdurun temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CMUK'un 317. maddesi gereğince isteme uygun olarak REDDİNE,
2- Sanığın temyiz isteminin incelenmesine gelince:
Denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işleyen sanık hakkında, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan verilen 08.04.2013 tarihli, 2012/688 esas, 2013/235 karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu hüküm CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca açıklanmakla, sanık tarafından temyiz edilen hüküm incelendi:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Dosya kapsamına göre; sanığın, bir dönem duygusal arkadaşlık yaptığı mağdurun özel hayat kapsamındaki resimlerini facebookta yayınladığı iddia edilen olayda,
Sanığa isnat edilen TCK'nın 134. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun, aynı Kanunun 139/1. maddesi uyarınca soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete tabi olduğu, mağdurun 08.04.2013 tarihinde sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiği, sanığında şikayetten vazgeçmeye bir diyeceğinin olamdığını beyan etmesi karşısında kovuşturmada şikayet koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle sanık hakkındaki davanın düşmesine karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususta aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkındaki davanın TCK'nın 134, 139/1, 73/1 ve CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince DÜŞMESİNE, 11.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.