Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç: Taksirle yaralama
Hüküm: TCK’nın 89/1, 89/2-b-e, 22/3, 51/1-3, 53/6. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dairemizin bozma kararı üzerine mahkemece bozmadan önce verilen kararda yer verilmeyen yeni gerekçeler gösterildiği ve bu itibarla mahkemenin verdiği kararın direnme kararı olmayıp bozmaya uyularak verilen bir karar olduğu anlaşılmakla;
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-İdaresindeki otomobille, meskun mahalde, geceleyin, 318 promil alkollü vaziyette seyrederek kontrolsüz kavşağa geldiğinde, karşı yönden gelen ve direk devam eden motosiklete yol vermeden kavşakta dönüşe geçip, motosiklete kavşak içinde çarpıp, motosiklet sürücüsünü aracının ön kaputu üzerine alarak bir süre devam ettikten sonra, mağdurun yere düşmesini müteakiben durmadan devam eden ve olayı gören tanıklardan birinin aracıyla peşine düşmesi sonucu yakalanan, kovuşturma evresinde soyut olarak eyleminden dolayı üzgün ve pişman olduğunu söyleyen, ancak tüm yargılama boyunca pişmanlığını gösterecek herhangi bir somut davranışı gözlenemeyen, kişiliği hakkında olumlu kanaat edinilemeyen sanık hakkında tayin edilen hapis cezasının, yasal ve yeterli olmayan, oluşa ve dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle,
2-Sanık hakkında taksirle yaralama suçundan dolayı kurulan hükümde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 22/3. maddesinin temel cezadan sonra uygulanmaması,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 10.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.