Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Dairemizce verilen 18/01/2017 gün ve 2016/12822 Esas, 2017/440 sayılı karara Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca " 5271 sayılı Kanunun 309. maddesinin 4'üncü fıkranın (d) bendi gereğince bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirmesi halinde, cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmesi halinde ise bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesince doğrudan hükmedilecektir. Bu halde yargılamanın tekrarlanması yasağı bulunduğundan, Yargıtay ceza dairesince hükmün bozulması ile yetinilmeyip, gereken kararın doğrudan ilgili daire tarafından verilmesi gerekmektedir." şeklindeki yeniden yargılama yasağını düzenleyen hükmüne göre, somut olayda, hükümlü ... hakkında, Çay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 01/09/2015 tarihli iddianamede, sadece katılan ....'e yönelik taksirle yaralama suçundan cezalandırılması için kamu davası açıldığı, sanık hakkında katılan ...'e yönelik taksirle yaralama suçundan usulüne uygun açılmış bir kamu davası bulunmadığı anlaşıldığından, kamu davası açılmayan katılan ...'e yönelik taksirle yaralama suçundan sanığın cezalandırılmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesinin hukuka aykırı olduğu, bu nedenle Özel Dairece, kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar verilmesi yerinde olduğu, ancak buradaki bozma nedeninin, kamu davası açılmayan bir suçtan sanığa ceza verilemeyeceği hususuna ilişkin olması sebebiyle, hükümlü hakkında katılan...'e yönelik taksirle yaralama suçundan verilen cezanın tamamen kaldırılmasını gerektiren bozma nedeni olduğundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 309. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendi kapsamında kalıp, yeniden yargılama yasağı bulunması nedeniyle belirlenen hukuki aykırılığın, katılan ...'e yönelik taksirle yaralama suçundan verilen cezanın kaldırılması hususunun da bizzat Özel Dairece uygulanması gerektiği" gerekçesiyle itiraz edilmekle, 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine 02/07/2012 gün ve 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile eklenen 3. fıkra uyarınca itiraz konusu değerlendirildi;
Gereği düşünüldü:
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2-Dairemizin 18/01/2017 gün ve 2016/12822 Esas, 2017/440 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Taksirle yaralama suçundan sanık ...’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 89/1 (2 kez), 62 ve 52/2-4. maddeleri gereğince 2.500,00 Türk lirası adlî para cezası ( iki kez) ile cezalandırılmasına dair Çay Asliye Ceza Mahkemesinin 20/06/2016 tarihli ve 2015/669 esas, 2016/630 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, Çay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 01/09/2015 tarihli iddianamede, sanık hakkında sadece katılan ....'e yönelik taksirle yaralama suçundan cezalandırılması için kamu davası açıldığı halde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 225/1. maddesinde yer alan, "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir." şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, katılan sanık ....'i de taksirle yaraladığından bahisle, aynı suçtan cezalandırılmasına karar verilmesinde isabet bulunmadığı, gerekçeleriyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararların bozulması Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 21/11/2016 gün ve 94660652-105-03-12387-2016-kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 06/12/2016 gün ve 2016/393522 sayılı tebliğnamesi ile ihbar ve talep edilmekle;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
CMK'nın 225. maddesinde "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir" hükmü mevcut olup; maddenin gerekçesinde de maddenin uygulanma koşulları “Mahkeme dava edilmeyen bir fiil hakkında kendiliğinden yargılama yapamaz ve hüküm veremez. Bunun doğal sonucu, iddianamede gösterilen fiil hakkında hüküm kurulmasıdır.
Hükmün konusunu, iddianamede sınırları belirtilerek dava nedeni yapılan maddî olay (fiil) oluşturur. Diğer bir anlatımla, kamu davasının konusu ile hükmün konusu maddî olay (fiil) bakımından aynıdır. Hüküm, iddianamede gösterilen sanık ve ona yükletilen fiil hakkında kurulur.
Ancak mahkeme, fiilin hukukî yorumunda, değerlendirmede tamamen serbesttir; iddia, savunma mahkemeyi bağlamaz. Mahkeme aynı fiili başka suretle yorumlayabilir.” şeklinde açıklanmıştır.
Görüldüğü gibi hükmün konusu iddianamede sınırları çizilen eylemle ilgili olup, anılan hükmün sonucu olarak iddianamede kim hakkında, kime karşı ve hangi eylem nedeniyle dava açılmışsa hüküm de belirtilen eylem ve sanık hakkında tesis edilir.
Dosya incelendiğinde; sanık hakkında 01/09/2015 tarihli iddianame ile müşteki .....'e yönelik eylemi sebebiyle TCK'nın 89/1, 22, 21/1-2 ve 53.6 maddeleri gereği bir kez cezalandırılması için kamu davası açıldığı halde, CMK'nın 225. maddesine aykırı olarak ayrıca sanığın ...'e yönelik yaralama eylemi nedeniyle mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmakla;
Kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde bulunduğundan Çay Asliye Ceza Mahkemesinin 20/06/2016 tarihli ve 2015/669-2016/630 sayılı kararının B. fıkrasının CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA; CMK'nın 309/4-d maddesindeki “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklindeki düzenleme gereği bozma nedenine göre uygulama yapılarak, kararının B. fıkrasının hükümden tamamen çıkarılarak infazın buna göre yapılmasına, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.