Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Hüküm : Davanın kısmen kabulü ile 3.914.36 TL maddi, 7.200,00 TL manevi tazminatın davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar başlığında, dava türü olarak, "koruma tedbirleri nedeniyle tazminat'' yerine "tazminat ", "17.11.2016" olan karar tarihi yerine "22.11.2016" ibarelerine yer verilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım yanlışlığı olarak kabul edilmiştir.
Davacı tarafça dava dilekçesinde ve dairemizin 15.06.2016 tarih ve 2015/13884 esas 2016/10214 karar sayılı bozma ilamı öncesinde faiz talebinde bulunulmadığı, davacı vekilinin bozma ilamından sonra karar tarihinden itibaren yasal faiz talep ettiklerini belirttiği, dava dilekçesinde faiz talebinde bulunulmaması halinde ıslah suretiyle faiz talebinde bulunulabileceği ancak bu hakkın Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 04.02.1948 gün ve 10-3 sayılı kararında da belirtildiği üzere bozma ilamından önce kullanılması gerektiği dikkate alınarak faize hükmedilmemesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davalı vekili ve davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/303 esas ve 20.03.2014 tarihli yazısında "... kararın temyiz edilmesi nedeniyle henüz kesinleştirilmediği ..." nin belirtilmesi karşısında; tazminat talebinin dayanağı olan Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 17.12.2013 tarih, 2011/303 esas ve 2013/285 karar sayılı karardaki davacının üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapmak suçuna dair beraat hükmünün kesinleşip kesinleşmediğinin tereddüde mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının anılan ölçütlere uymayıp az tayini,
Kanuna aykırı olup, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün belirtilen sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 09.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy