Mahkemesi:Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : TCK'nın 85/1, 22/3, 62. maddeleri gereğince mahkûmiyet
Taksirle öldürme suçundan sanık ...’nun TCK'nın 85/1, 22/3, 62 maddeleri gereğince 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bayındır Asliye Ceza Mahkemesin 16/04/2013 tarihli, 2012/31 Esas, 2013/189 Karar sayılı hükmünün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 29/03/2017 tarihli ve 2016/97 esas, 2017/2524 sayılı kararıyla hükmün "ek savunma hakkı verilmeden TCK'nın 22/3. maddesinin uygulanması" gerekçesiyle bozulmasına müteakip, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, özetle; sanık hakkında tatbik edilmesi istenen sevk maddeleri arasında TCK'nun 22/3. maddesinin mevcut olduğu, ayrıca katılanlar ... ve ...'in vekillerinin katılanlar adına düzenlenmiş vekaletnameyi dosyaya sunmamasına ve katılan ...'in hükümden sonra dosyaya şikayetten vazgeçme dilekçesi sunmuş olduğunun da gözetilerek, hükmün katılanlar lehine verilen maktu vekalet ücretine ilişkin kısmının hükümden çıkartılarak hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesine dayalı olarak 29/03/2017 tarihli ve 2016/97 esas, 2017/2524 sayılı kararına itiraz edilmekle, 02.07.2012 gün ve 6352 sayılı Kanun'un 99. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesine eklenen (2) ve (3). fıkra hükümleri uyarınca itiraz konusu değerlendirildi:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının haklı nedenlere dayandığı anlaşılmakla,
Gereği düşünüldü:
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- İnfazda oluşacak tereddütlerin giderilmesi amacıyla ve bir hükümle ilgili birden fazla karar bulunmasının karışıklığa yol açacağı da gözetilerek, Dairemizin 29/03/2017 tarihli ve 2016/97 esas, 2017/2524 sayılı BOZMA kararının KALDIRILMASINA,
3-Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin Bayındır Asliye Ceza Mahkemesin 16/04/2013 tarihli, 2012/31 Esas, 2013/189 Karar sayılı hükmü, sanık müdafiinin temyizi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine yeniden incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Katılanlar ... ve ...'in vekili Av. ...'nın verilen mehile rağmen geçerli bir vekaletname sunmadığı, 27/04/2012 ve 24/05/2012 tarihli celseler dışında yargılamayı takip etmediği, bu sebeple katılanlar ile vekil arasında ceza davası açısından geçerli bir vekalet ilişkisi kurulmadığının kabulünün gerektiği, ayrıca katılan ...'in 05/05/2015 havale tarihli dilekçesi ile sanık ... hakkındaki şikayetinden vazgeçtiğini beyan etmiş olması karşısında, CMK'nın 243. maddesi gereğince katılma kararı hükümsüz kaldığından, adı geçen katılanlar lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasının (D) bendinin hükümden çıkarılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.