(5237 S. K. m. 179) (5271 S. K. m. 160)
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan meçhul şüpheli hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 21/06/2016 tarihli ve 2016/41432 soruşturma, 2016/21334 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Adana 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/08/2016 tarihli ve 2016/3828 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, 19/06/2016 tarihinde mağdura ait .... plaka sayılı araca bir başka aracın çarparak zarar vermesi şeklinde gerçekleşen olaya ilişkin olarak müştekinin 20/06/2016 tarihli şikayet dilekçesi ekinde şüphelinin kullandığını iddia ettiği söz konusu .... plaka sayılı aracın fotoğrafının delil olarak sunulduğu nazara alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcılığınca olayla ilgili kamera kayıtlarının araştırılıp, olay günü müştekinin yanında bulunan 3. kişinin tanık olarak ifadesinin alınıp, söz konusu plakadan araç sahibinin tespiti ile şüpheli olarak savunmasının alınarak, tespit edilecek tüm delillerle birlikte sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği cihetle, bahse konu eylemin hukuki ihtilaf olduğu gerekçesiyle, eksik incelemeye dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararına yapılan itirazın reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı, gerekçeleriyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararların bozulması Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 09/04/2017 gün ve 94660652-105-01-14345-2016 sayılı yazılı istemlerine müsteniden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26/04/2017 gün ve 2017/25525 sayılı tebliğnamesi ile ihbar ve talep edilmekle;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Müştekinin dosyaya sunduğu şikayet dilekçesi ile olay tarihinde yanında arkadaşı ile seyri sırasında kırmızı ışıkta durduğu sırada şüphelinin aracına çarptığı ve durmayarak kırmızı ışık ihlali yapmak suretiyle yoluna devam ettiğini beyan ettiği, müşteki tarafından dilekçesi ekinde aracının hasar durumunu gösterir fotoğraflarının eklendiği ayrıca şüpheliye ait olduğu iddiasıyla plakanın görüldüğü bir araç fotoğrafı sunduğu anlaşılmakla, şikayet üzerine olay günü müştekinin yanında bulunduğu belirtilen kişinin kimliğinin tespiti ile tanık olarak ifadesinin alınarak, açık şekilde fotoğraflanan plakadan araç sahibinin tespiti ile şüpheli olarak savunmasının alınması, olay yerini görür mobese kayıtlarının araştırılması ile şüphelinin kırmızı ışık ihlali yapıp yapmadığının tespit edilmeye çalışılması ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bahse konu eylemin hukuki ihtilaf olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz üzerine, eksik soruşturma gerekçesiyle itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi isabetsiz görülmekle,
Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, Adana 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/08/2016 tarihli ve 2016/3828 değişik iş sayılı kararının, CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy