Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 5271 sayılı CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanması ile, 2863 sayılı Kanunun 65/b, 5237 sayılı TCK'nın 62/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılama sonunda, 22/12/2011 tarihli karar ile sanığın, 2863 sayılı Kanunun 65/b 5237 sayılı TCK'nın 62/1, 5271 sayılı CMK'nın 231. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın, 02/02/2012 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştirildiği, daha sonra sanığın, 24/11/2012 tarihinde trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu işlediği sabit kabul edilerek, Çorlu 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/11/2014 tarihli ilamı ile mahkumiyetine hükmedildiği, anılan mahkumiyet hükmünün temyiz edilmeksizin 20/01/2015 tarihinde kesinleştiği, ihbar üzerine yeniden ele alınan dosyada, 5271 sayılı CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasına karar verildiği anlaşılmış ise de;
Yargılamanın hiçbir aşamasında, suçtan zarar gören Kültür ve Turizm Bakanlığına dava ihbar edilmediğinden, 22/12/2011 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulünce kesinleştiğinin ve beş yıllık denetim süresinin başlaması ile 5271 sayılı CMK'nın 231/8. maddesi uyarınca dava zamanaşımının durduğunun kabul olunamayacağı, sanığın, üzerine atılı suçu sanık ... ve yaş küçüklüğü nedeniyle hakkındaki evrak soruşturma aşamasında tefrik edilen suça sürüklenen çocuk ... ile birlikte işlediğinin iddia olunduğu, Çorlu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/12/2007 tarihli ve 2006/298 Esas, 2007/623 Karar sayılı ilamı ile, suça sürüklenen çocuk ...'nün mahkumiyetine hükmedildiği, 5237 sayılı TCK'nın 67/2-d maddesinde yer alan, “sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkumiyet kararı verilmesi halinde dava zamanaşımı kesilir” düzenlemesi göz önünde bulundurulduğunda, suça sürüklenen çocuk ... hakkındaki 05/12/2007 tarihli mahkumiyet hükmünün, sanık yönünden de zamanaşımını kesen en son işlem olduğunun kabul edilmesi gerektiği, 22/12/2011 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı usulünce kesinleşmediğinden, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlendiği gerekçesiyle hükmün açıklanmasına dair 28/09/2015 tarihli kararın hukuki değerden yoksun olduğu anlaşılmakla;
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, zamanaşımını kesen en son işlem, 05/12/2007 tarihli mahkumiyet hükmü olup, anılan tarihten itibaren 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık zamanaşımı inceleme tarihinden önce gerçekleşmiş olmakla, dosya içeriği itibariyle de, 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartlar bulunmadığından, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 67/2-d ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkındaki kamu davasının DÜŞMESİNE, 19/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy