Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç: 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm: 5271 sayılı CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanması ile, 2863 sayılı Kanunun 67, 5237 sayılı TCK'nın 52/4, 53/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ile katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılama sonunda, 11/10/2005 tarihli karar ile sanığın, 2863 sayılı Kanunun 27. maddesi delaletiyle 67, 647 sayılı Kanunun 6. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis ve 600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, her iki cezasının ertelenmesine karar verildiği, anılan kararın sanık müdafii ile katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 25/05/2009 tarihli ve 2006/13592 Esas, 2009/6185 Karar sayılı ilamı ile, hükümden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun ile değişik CMK'nın 231. maddesinin değerlendirilmesi için sair yönleri incelenmeksizin hükmün bozulduğu, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, 01/10/2009 tarihli karar ile sanığın, 2863 sayılı Kanunun 27. maddesi delaletiyle 67, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis ve 600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan karara karşı sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz isteminde bulundukları, mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının temyiz kanun yoluna tabi olmayıp, itirazı mümkün olduğu gerekçesiyle, 20/10/2009 tarihli ek karar ile sanık müdafinin, 22/10/2009 tarihli ek karar ile de katılan vekilinin temyiz isteminin reddine karar verildiği, sanık müdafii ve katılan vekilince bu kez temyiz istemlerinin reddine dair ek kararlara karşı temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairemizin 24/05/2012 tarihli ve 2012/19042 Esas, 2012/13222 Karar sayılı ilamı ile, usul ve kanuna uygun bulunan ek kararların onanmasına karar verildiği, mahkemece, Dairemizin ilam tarihi olan 24/05/2012 tarihi itibariyle, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştirildiği, daha sonra sanığın, 06/12/2015 tarihinde trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu işlediği sabit kabul edilerek, Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin 22/02/2016 tarihli ilamı ile mahkumiyetine hükmedildiği, anılan mahkumiyet hükmünün temyiz edilmeksizin 16/03/2016 tarihinde kesinleştiği, ihbar üzerine yeniden ele alınan dosyada, 5271 sayılı CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasına karar verildiği anlaşılmış ise de;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, 5271 sayılı CMK'nın 231/12. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna tabi bulunduğu, aynı Kanunun 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda mercide yanılmanın başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağı nazara alınarak, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz istemlerinin itiraz mahiyetinde değerlendirilmesi suretiyle, CMK'nın 264/2. maddesi uyarınca gereği yapılmak üzere dosyanın mercine gönderilmesinde zorunluluk bulunduğu, ancak, dosya kapsamında ve Uyap ortamında yapılan incelemede, sanık müdafii ile katılan vekilinin, 01/10/2009 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik kanun yolu başvurularının itiraz mercince karara bağlandığına dair bilgi - belgeye rastlanmadığı, mahkemece, temyiz istemlerinin reddi kararlarının onanmasına ilişkin Dairemiz ilam tarihi olan 24/05/2012 tarihi itibariyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştirildiği, bununla birlikte, kanun yolu süreci usulüne uygun şekilde tamamlanmadığından, anılan kararın kesinleştiğinin ve beş yıllık denetim süresinin başlaması ile 5271 sayılı CMK'nın 231/8. maddesi uyarınca dava zamanaşımının durduğunun kabul olunamayacağı, dolayısıyla, 11/10/2005 tarihli mahkumiyet hükmünün zamanaşımını kesen en son işlem olduğu değerlendirilmekle;
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 2863 sayılı Kanunun 67. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç, 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi yollamasıyla lehe neticeler doğuran (mülga) 765 sayılı TCK'nın 102/4. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, zamanaşımını kesen en son işlem, 11/10/2005 tarihli mahkumiyet hükmü olup, anılan tarihten itibaren 765 sayılı TCK'nın 102/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı karar tarihinden önce dolduğu halde yargılamaya devamla mahkumiyet hükmü kurulması kanuna aykırı olup, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 765 sayılı TCK'nın 102/4 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkındaki kamu davasının DÜŞMESİNE, suça konu kültür varlıklarının tamamının 2863 sayılı Kanunun 75. maddesi uyarınca MÜZEYE TESLİMİNE, 19/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy