Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava: Koruma tedbirleri nedeni ile tazminat
Hüküm: Davanın kısmen kabulü ile 8.632,06 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar başlığında "koruma tedbirleri nedeni ile tazminat" yerine "kanun dışı yakalanan veya tutuklanan kişilere tazminat verilmesi", "suç tarihi/saati, suç, suç yeri" ibarelerine yer verilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım yanlışlığı, "20/08/2014" olan dava tarihinin gösterilmemesi mahallinde ilavesi mümkün yazım eksikliği olarak kabul edilmiştir.
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda çok fazla manevi tazminata hükmolunması,
2- Davacı tarafça dava dilekçesinde açıkça tarih belirtmeden faiz talep edildiği dikkate alınarak kabul edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, tutuklama tarihinden itibaren yasal faize hükmolunması,
3- 29.05.1957 tarih ve 4-16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere, ait olduğu davada hüküm altına alınması gereken vekalet ücreti, yargılama giderleri kapsamında olup bu hak asıl davadan bağımsız olarak dava konusu yapılamayacağından ceza davasında ödenmeyen vekalet ücretinin, maddi tazminat kapsamına dahil edilemeyeceği gözetilmediği gibi tazminat davasının dayanağı olan beraat hükmü ile birlikte davacı lehine 1.500,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği de dikkate alınmadan, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında, beraatine hükmedilen davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği gerekçesiyle ''1.500,00'' TL vekalet ücretinin maddi tazminat kapsamında hüküm altına alınması,
4- Davacının, 02/12/2010 tarihli dilekçesi ile tutuklu kaldığı dönemde kendisine eksik ödenen maaş farkının hesabına yatırılması talebinde bulunduğu, 20/12/2010 tarihinde ise personel maaş farkı ödeme emri düzenlendiği anlaşılmakla, davacının tutuklu kaldığı dönemde maaşında kesinti yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise toplam ne kadar kesinti yapıldığı, yapılan bu kesintilerin daha sonradan kendisine ödenip ödenmediği araştırılarak sonucuna göre maddi tazminat konusunda karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
5- Davacının yaptığı iddia olunan yol masraflarının maddi tazminat kapsamına dahil edilemeyeceğinin gözetilmemesi,
6- Davacının, hakkında yürütülen yargılamadan dolayı bir üst rütbeye emsallerinden geç çıkması nedeniyle eksik ödenen özlük hakları ile ilgili olarak 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 33. maddesinde, terfi ve rütbe kıdemliliklerinde maaş farkı ödenmesi yapılamayacağının belirtilmesi karşısında, bu yöndeki geç terfi ettirilmesine dayalı taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu bilirkişi tarafından belirlenen miktarların ödenmesine karar verilmesi,
7- Dairemizce yapılan temyiz incelemeleri sırasında aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak birden fazla davanın açıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; ... zararına yol açan mükerrer davalara ilişkin ödemelerin önlenmesinin temini ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve hukuka uygun kullanılması bakımından, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı açılmış dava olup olmadığının Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden de araştırılarak tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince, isteme aykırı olarak, BOZULMASINA, 11/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.