Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : TCK'nın 89/4, 62, 51/1-3-7-8. maddeleri gereğince mahkûmiyet
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.11.2010 tarihli ve 2010/7-191-227 saylı kararında vurgulandığı üzere; hükmün aleyhe bozulması halinde davaya yeniden bakacak mahkeme tarafından sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 326 ve 5271 sayılı CMK'nın 307/2. maddeleri uyarınca zorunludur. Savunma hakkının sınırlandırılamayacağı ilkesine dayanan bu zorunluluk uyarınca, sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğuracak olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki kanıtlarını sunma olanağı tanınmalıdır.
İncelenen dosyada, sanık hakkında aleyhe bozma sebebi içeren ilk bozma ilamı üzerine 29/04/2015 tarihli hükümle sanığın savunması alınmadan aleyhe netice doğuracak şekilde hüküm kurulduğu, hükmün Dairemizin 23/05/2016 tarih ve 2015/11363 E. - 2016/8617 K. sayılı ikinci bozma ilamı ile "bozma kararının sanık aleyhine olmasına rağmen duruşmaya katılımı sağlanıp diyecekleri sorulmadan hüküm kurulması" sebebiyle bozulmasına rağmen, bozmaya uyarak yapılan yargılama neticesinde, müdafiinin sanığa ulaşamadıkları yönündeki beyanı ve sanığın hukuki haklarının korunması avukatı tarafından yerine getirildiğinden aleyhe olan ilk bozma ilamına karşı sanık vekilinin beyanı alınmış olmakla bu beyan sanık tarafından verilmiş kabul edilerek değerlendirme yapıldığı gerekçe gösterilerek, bozma sonrası yapılan yargılamada sanığın savunması alınmadan yeniden hüküm kurularak 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 326/2. maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 19.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy