Mahkemesi:Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Hüküm : Davanın reddine
Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Davacı (sanık) hakkında üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak, patlayıcı madde bulundurmak, sahtecilik suçları nedeniyle neticeten 22 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacının 08/05/2006 tarihinde gözaltına alınarak 12/05/2006 tarihinde tutuklandığı, 25/04/2012 tarihinde ise mahkumiyet kararı verilip, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 13/09/2013 tarihinde sanığa atılı suçlar bakımından hükmün onanmasına karar verildiği, yargılamanın 7 yıl sürmüş olduğunun anlaşılması karşısında makul sürenin aşıldığının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin kabulü ile bu nedene dayalı olarak davacı lehine sadece makul bir miktar manevi tazminata hükmolunması gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi,
Kabule Göre de;
Davanın tümüyle reddedilmesi karşısında, yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiren davalı kurum lehine, yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, davalı vekili ve davacı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 15/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.