Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç: Özel hayatın gizliliğini ihlal
Hüküm: CMK’nın 231/11. maddesine göre açıklanan TCK'nın 134/2,38/2, 62/1, 53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda, TCK'nın 134/2, 38/2, 62/1, 53/1. maddeleri gereğince 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesi gereğince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin 8. fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına dair Akhisar 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.12.2012 tarihli ve 2012/5 esas, 2012/1010 karar sayılı kararının 15.01.2013 tarihinde kesinleşmesine müteakip sanığın denetim süresi içinde 16.08.2014 tarihinde TCK'nın 125/1. maddesinde tanımlanan hakaret suçunu işlediği ve Çeşme 2. Asliye Ceza Mahkemesinin bu suçtan sanığın mahkumiyetine karar verdiği, hükmün 16.04.2015 tarihinde kesinleştiği ve ihbar üzerine dosya yeniden ele alınarak önceki hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/11. maddesi gereğince açıklanmasına dair Akhisar 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.11.2015 tarihli ve 2015/358 Esas, 2015/460 Karar sayılı kararını kapsayan dosya incelendi:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın üzerine atılı özel hayatın gizliliğini ihlal suçu TCK'nın 134/2. madde ve fıkrasında hükme bağlanmış olup aynı Kanunun 139/1. madde ve fıkrası gereğince şikayete tabi olduğu, mağdurun 20.12.2012 tarihli duruşmada şikayetten vazgeçtiğini beyan ettiği, sanığında 17.11.2015 tarihli duruşmada vazgeçmeyi kabul ettiği, dosya içeriği itibariyle de CMK'nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartların bulunmadığı anlaşılmakla; hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; sanık hakkındaki davanın TCK'nın 73/4, 134/2 ve CMK'nın 223. maddeleri gereğince DÜŞMESİNE, 22.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.