Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç: Özel hayatın gizliliğini ihlal, Tehdit
Hüküm: 1- Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan TCK'nın 134/2, 58/6. maddeleri gereğince mahkumiyet
2- Tehdit suçundan TCK’nın 106/1-1.cümle, 43/1, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyet
Özel hayatın gizliliğini ihal ve tehdit suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında hakaret suçundan zamanaşımı süresi içerisinde karar verilebileceği değerlendirilerek yapılan incelemede:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın para cezasını ödeme olasılığının olmadığına, verilen hapis cezasını kabul etmediğine, katılanın kendisini tahrik ettiğine ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- İslahiye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 06.03.2015 tarihli iddianamede sanık hakkındaki sevk maddesinin TCK’nın 123/1. madde ve fıkrasına ilişkin olduğu ve sanık hakkında TCK’nın 134/2. madde ve fıkrasından ek savunma hakkı da tanındıktan sonra bu madde ve fıkra gereğince hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
2- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.10.2018 tarihli 2018/4-394 esas, 2018/478 karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; hükümden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi ile değişik CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve TCK'nın 106/1-1. madde ve fıkrasında tanımı yapılan tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; TCK'nın 7/2. madde ve fıkrası uyarınca; “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik CMK'nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirilip, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3- Kabul ve uygulamaya göre de;
a) Sanık hakkında tekerrüre esas alınan İslahiye 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/430 esas 2014/351 karar sayılı ilamının kesin nitelikteki adli para cezasına ilişkin olduğu ve suç tarihinden sonra kesinleşmesi nedenleriyle tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi,
b) Hapis cezasının kanuni sonucu olarak sanık hakkında TCK’nın 53. maddesinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 12.06.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.