Mahkemesi :Sulh Ceza Hakimliği
Taksirle yaralama suçundan şüpheliler ... ve ... hakkında yapılan soruşturma sonucunda Körfez Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 15.06.2017 tarihli ve 2017/2299 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı müşteki şüpheli ... ve müştekiler ..., ... ve ... tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin verilen Kocaeli 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 30.10.2017 tarihli ve 2017/6103 değişik iş sayılı karar ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre,olay günü TEM otoyolu Şirinyalı mevkii İstanbul istikametinde ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araca arkadan yaklaşan ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında ...,..., ..., ..., ... ve ...'ın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandıkları, dosyada mevcut adli raporlardan taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçunun unsurlarının oluştuğunun değerlendirildiği, müştekilerin de şikayetçi olması karşısında şüphelilere yüklenen suçun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253. maddesi gereğince uzlaşmaya tâbi olduğu, ancak soruşturma aşamasında şüpheli ve müştekilere usûlüne uygun uzlaştırma işlemi yapılmadığı anlaşılmakla, soruşturma dosyasının uzlaştırma işlemlerinin usûlüne uygun olarak yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığının Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 14/11/2019 gün ve 94660652-105-41-11718-2019-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.11.2019 gün ve 2019/113597 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Oluşa ve dosya kapsamına göre; olaydan yaklaşık 2 saat sonra yapılan alkol muayenesinde 1.16 promil alkollü olduğu belirlenen şüpheli ...'in aracı ile seyir halinde iken aynı istikamette önünde seyreden müşteki şüpheli ... idaresindeki araca çarpması neticesinde adli tıp raporuna göre, müşteki Şüpheli ... ile aracında bulunan müştekiler ..., ..., ... ve ...'ın basit tıbbi müdahale ile giderilir şekilde yaralanmalarına neden olduğu olayda, şüpheli, müşteki şüpheli ve müştekiler arasında uzlaşma hükümlerinin yerine getirilmediği anlaşılmakla birlikte, şüpheli ... hakkında meydana gelen trafik kazasında kasten hareket edildiğine dair bulgu olmadığı anlaşılmakla suçun yasal ve zorunlu unsurlarının oluşmaması gerekçesiyle taksirle yaralama suçundan Körfez Cumhuriyet Başsavcılığınca ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı verilmiş ise de; taksirle işlenin fiilerin TCK'nın 22. maddesine göre kanunda açıkça belirtildiği hallerde cezalandırılacağının belirtildiği, TCK'nın 22/2. maddesine göre dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla,bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesinin öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi şeklinde taksirin tanımının yapıldığı, şüpheli ...'in eyleminin ise TCK'nın 89. maddesinde düzenlenen taksirle yaralama suçunu oluşturduğu, şüphelinin taksirle yaralama şeklinde kanunda düzenlenen eyleminde kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda belirtildiğinin aksine kasıt aranmadığı, TCK'nın 89/5. maddesine göre taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olduğu, somut olayda müştekilerin, şüpheli ...'den şikayetçi olduklarını belirttikleri, ancak Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından kanun yoluna başvurulurken bu hususta görüş bildirilmediği anlaşılmakla, öncelikle dosyanın Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilerek yukarıda belirtilen hususlar ile ilgili kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmeyeceği hususunda görüş bildirilmesinin istenmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 07/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy