Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava: 466 sayılı Kanun gereğince tazminat
Hüküm: 20.172,07 TL maddi ve 25.000 TL manevi tazminatın
davalıdan alınarak davacıya verilmesine
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin cevabi müzekkerelerinde özetle, Diyarbakır 1 nolu Sıkıyönetim Mahkemesi’nin 1984/194 Esas sayılı dosyasından tefrikle yine Diyarbakır 1 nolu Sıkıyönetim Mahkemesi’nin 1985/133 Esasına kaydı yapılarak yapılan yargılama sonucunda davacı ... hakkında beraat kararı verildiğinin, temyiz üzerine Askeri Yargıtay 3. Dairesi’nin 1987/584 Esas - 1987/569 Karar sayılı ilamıyla davacı hakkındaki beraat kararı bozularak dosyanın Diyarbakır 1 nolu Sıkıyönetim Mahkemesi’nin 1987/255 Esasına kaydının yapıldığının, daha sonra dosyanın Diyarbakır 1 nolu Sıkıyönetim Mahkemesi’nin 1990/15 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiğinin, Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemelerinin görevlerinin sona erdirilmesi üzerine dosyanın Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 1994/60 Esasına kaydının yapıldığının, yapılan yargılama sonunda bir kısım sanıklar hakkında tefrik, davacı ... ve bir kısım sanıklar yönünden ise görevsizlik kararı verildiğinin, görevsizlik kararının kaldırılması üzerine dosyanın Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2006/300 Esasına kaydının yapıldığının, davacı hakkındaki dosyanın yeniden tefrik edilerek bu kez Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2007/431 Esasına kaydının yapıldığının ve davacı hakkında verilen 20/11/2007 tarih, 2007/431 Esas - 2007/462 sayılı kararın 28/11/2007 tarihinde kesinleştiğinin bildirildiği, Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin bahse konu 20/11/2007 tarih, 2007/431 Esas - 2007/462 sayılı kararının incelenmesinde ise “askeri mahkemece adı geçenlerin bulunamaması nedeniyle haklarındaki evrakın tefrikine karar verilmiş ve bu sanıklarla ilgili dosyanın mahkememize geliş kaydına rastlanılmadığı, ancak sehven bu sanıkların isimlerinin esasa kaydedildiği” vurgulanarak, davacının da arasında bulunduğu bir kısım sanıklar hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği ve davacı hakkında verilen “karar verilmesine yer olmadığına” dair kararın, davayı sona erdiren bir karar niteliğinde olmadığı dikkate alınarak, bu kapsamda, davacı ile ilgili gözaltı, tutuklama ve tahliyeye ilişkin tutanak ve müzekkereler ile ceza yargılaması sürecinde davacı ile ilgili tüm tefrik, birleştirme, görevsizlik kararları ve tensip tutanakları da dahil olmak üzere davacı hakkında verilen kararların Yargıtay denetimine olanak verecek ve okunaklı şekilde onaylı örnekleri de dosya içine alınarak üzerine atılı suçlara ilişkin olarak davacı hakkında verilip kesinleşen bir beraat kararı bulunup bulunmadığı, davanın süresinde açılıp açılmadığı ve tazminat şartlarının oluşup oluşmadığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile ve Dairemizin 11/09/2017 tarihli bozma ilamının gerekleri de tam olarak yerine getirilmeden, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA; 30/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy