Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal
Hüküm : TCK'nın 134/1, 58/6, 53/1-2-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya kapsamına göre, sanık ...’ın dayısının eşi olup, iki kızı ile birlikte eşinden beş yıldır fiilen ayrı yaşayan mağdur ...’ı, 27.01.2014 günü saat 22.00 sularında, beraberinde bir şişe rakı getirerek ziyaret eden ve almış olduğu alkolün etkisiyle sarhoş olmasından dolayı geceyi geçirmek için mağdurun rızasını alan sanığa, mağdurun, içinde banyo da bulunması nedeniyle kendi yatak odasını tahsis etmesinin ardından, sanığın, daha önce de “Seni seviyorum.” gibi sözler söylediği mağdura ait yatak odasındaki komodin çekmecesini kurcalayarak, mağdurun iç çamaşırlarından bir tanesini cinsel amaçlı olarak kullanmak için yerinden alıp, yıkadıktan sonra, temiz çamaşırların yanına koyduğu, geceleyin sanığın yattığı odadan gelen çekmece seslerinden rahatsız olup, sanığa herhangi bir şey arayıp aramadığını soran, bu esnada gerek büyük kızı olan tanık Yıldız gerek kendisi yarı açık olan çekmeceden siyah renkli bir külodun sarktığını görmelerine rağmen sanıkla aralarındaki akrabalık bağından ve uzun yıllara dayanan ilişkiden dolayı o an herhangi bir olumsuzluk aklına gelmeyen ve üzerinde sadece alt iç çamaşırı olan sarhoş haldeki sanıktan da herhangi bir sorun olmadığı yanıtını alıp, sanığın salonda yatabileceğini söylemesi üzerine sanığa salonda tekrar yatak hazırlayan mağdurun, sabahleyin işe gittiğinde durumdan şüphelenerek, küçük kızı tanık Asena’dan evi ve yatak odasını kolaçan etmesini istediği, adı geçen tanık tarafından yatak odasındaki çekmecede yapılan kontrol sonucunda mağdura ait pembe renkli alt iç çamaşırının ıslak olduğunun fark edilmesini müteakip, mağdurun sanıktan şikayetçi olması üzerine başlatılan adli soruşturma kapsamında, mağdurun üç dört aydır kullanmadığını beyan ettiği pembe renkli, dantelli, siyah kurdeleli külodundan alınan örneğin sanığa ait kan örneği ile genotipik olarak uyumlu olduğunun belirlendiği, sanığın ise yatak odasının banyosuna girerek yıkanmış olabileceğini, zaman zaman kuzenleri ile yengesinin odaya girip kendisine bir şeyler söylediklerini, daha sonra yatak odasında yatmak istemeyip, salona geçtiğini; ancak, aşırı alkollü olmasından dolayı hakkındaki iddialarla ilgili hiçbir şey hatırlamadığını ifade ettiği olayda;
Sanığın, mağdurun başkalarının görmesini ve bilmesini istemediği özel yaşam alanı kapsamında bulunan iç çamaşırlarına bakmak için mağdurun kişisel eşyalarını koyduğu çekmeceyi karıştırdığı ve yatak odasında yalnız başına iken mağdura ait iç çamaşırlarını görüp, bunlardan birini cinsel amaçlı olarak kullanmak için mağdurun haberi olmaksızın gizlice yerinden aldığı dikkate alındığında, sanığın, mağdurun bilgisine ulaşmaması için çaba gösterip, mağduru hedef almaksızın gerçekleştirdiği cinsel isteklerini tatmin maksadına yönelik hareketleri ile mağdurun özel hayatına ilişkin eşyalarına rızasına aykırı şekilde müdahale etmekten ibaret ve iddianamede cinsel taciz olarak tarif edilen eyleminin, TCK’nın 134/1-1. madde, fıkra ve cümlesinde tanımlanan ve genel kastla işlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, sanığın sübut bulan eyleminin hukuki nitelendirmesine ilişkin yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, sanığın, cinsel amaçlı olarak mağdura ait iç çamaşırını kullanması eyleminin, TCK’nın 105. maddesinde düzenlenen cinsel taciz suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle suç vasfında yanılgıya düşülmesinden dolayı hükmün bozulmasını öneren tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sübuta ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanık hakkında uzlaştırma kapsamında olmayan cinsel taciz suçundan dava açılmasından dolayı soruşturma evresinde uzlaştırma yoluna gidilmediği; ancak, kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu eylemin 5560 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile değişik CMK'nın 253/1-a madde, fıkra ve bendi gereğince uzlaşma kapsamında olan özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğunun anlaşılması karşısında, CMK’nın uzlaşma başlıklı 253 ve 254. madde hükümleri uygulanmak suretiyle sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, uzlaştırma işlemleri tamamlanmadan yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabul ve uygulamaya göre de:
a) Tekerrüre esas alınan ilamda, sanığa hükmedilen ceza 3 yıl 4 ay hapis cezası olmasına rağmen hükmolunan cezanın 3 yıl 9 ay hapis cezası olduğu ifade edilmek suretiyle hükümde karışıklığa neden olunması,
b) T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 23.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy