Mahkemesi:Sulh Ceza Hakimliği
Taksirle ölüme veya yaralanmaya neden olma suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 02/01/2019 tarihli ve 2018/4840 soruşturma, 2019/100 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Çorlu 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 03/07/2019 tarihli ve 2019/2166 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu nazara alındığında;
Somut olayda, olay günü müteveffa ...'ın sevk ve idaresindeki araçla Çorlu Çerkezköy yolu üzerinde seyir halinde iken şüpheli ...'nın sevk ve idaresindeki kamyona arkadan çarpması neticesinde meydana gelen kazada, ... ve aracında bulunan ... isimli şahısların hayatını kaybettiği, yapılan soruşturma neticesinde şüpheli ...'nın olay yerine gelen kolluk tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağına ve Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen rapora göre kusurunun bulunmadığı, kazada asli kusurun müteveffa ...'a ait olduğu ve bu itibarla şüpheli ... hakkında kusur yokluğundan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ve bu kararın da yerinde olduğu düşünülmüş ise de;
04/04/2018 tarihli kaza tespit tutanağında, şüphelinin olaydan sonra durmayarak kaza yerinden ayrıldıktan sonra kamyona ait tampon ve plakanın olay yerinde kalması nedeniyle geri geldiğine ilişkin kayıt bulunduğu ve şüphelinin alınan ifadesinde, sevk ve idaresinde bulunan kamyona çarpan müteveffa ...'ın aracının kendisine çarptığını fark etmediğini, kendi aracının lastiğinin patladığını düşünüp ileride müsait bir yerde durmak üzere yoluna devam ettiğini ve 5 km'den fazla yolu gittikten sonra ileride bulunan kantarda aracında hasar olduğunu görmesi üzerine olay yerine geri döndüğünde kaza olduğunu anladığını beyan ettiği görülmüş ise de; maktul ...'ın aracının jip diye tabir edilen ve normal araçlara göre ağırlığı fazla boyutu büyük araçlardan olması ile şüphelinin kamyonuna çarpma hızı dikkate alındığında, kazanın olduğunun farkına varmamasına ilişkin beyanın hayatın olağan akışına aykırı kaldığı gözetilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 98. maddesinde düzenlenen yardım ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeme suçu yönünden de soruşturma yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği ve yapılan eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın bu yönden kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçeleriyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 20/12/2019 gün ve 94660652-105-59-16304-2019-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.01.2020 tarih ve 2019/134545 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve soruşturma evrakı tevdi kılınmakla;
Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen ihbarnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmediğinden, Çorlu 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 03/07/2019 tarihli ve 2019/2166 değişik iş sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma talebinin CMK'nın 309. maddesi gereğince REDDİNE, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.