Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava: Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Hüküm: 21.568,21 TL maddi ve 30.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Davacı vekilinin, gerekçeli karar ile birlikte davalı vekilinin temyiz dilekçesinin tebliği üzerine Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre süresinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin itirazlarını bildirerek temyiz isteminde bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davalı vekilinin ve davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair nedenlere ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükmün esasını oluşturan kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasında davacı lehine 30.000 TL manevi tazminata hükmedilmiş ve hükmolunan manevi tazminata 15/02/2009 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiş olmasına karşın, hükmün gerekçe kısmında 25.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verildiğinin belirtilmesi suretiyle hüküm ile gerekçe arasında çelişkiye neden olunması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
1- Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere göre az miktarda olacak şekilde 30.000 TL manevi tazminata hükmolunması,
2- 08/10/2015 tarihli ilk hükmün taraflarca temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 12/03/2018 tarih, 2017/9889 Esas – 2018/2784 Karar sayılı bozma ilamında, davacı tarafın talebi gereğince hükmolunan manevi tazminata da gözaltı tarihi olan 15/02/2009 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmolunmuş olmasının davacı vekilinin temyiz isteminin manevi tazminat miktarının az olduğu ile sınırlı olduğu dikkate alınarak bozma nedeni yapılmadığı gözetilmeden, bu kez manevi tazminata gözaltı tarihi olan 15/02/2009 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin ve davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca, hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 09/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy