Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava: 466 sayılı Kanun gereğince tazminat
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Tazminat talebinin dayanağı olan ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 1999/481-2014/37 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının cinsel saldırı ve reşit olmayan mağdureyi rızası ile alıkoyma suçlarından 20.11.1999- 30.10.2000 tarihleri arasında 345 gün tutuklu kaldığı yapılan yargılama sonucunda zorla ırza geçme suçundan 28.01.2014 tarihinde beraat kararı verilmesine karşın, rızası ile alıkoyma suçundan zamanaşımı dolduğundan ortadan kaldırılmasına karar verildiği, davacının tutuklandığı suçtan verilen beraate ilişkin hükmün kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanun'da öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla;
Davacının 10.00,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminat talebine ilişkin söz konusu davada, yerel mahkemece; tazminata esas dava dosyasının kesinleşmediğinden bahisle davanın reddine hükmedilmesi üzerine Dairemizce yapılan incelemede; tazminata esas dosyada sanık aleyhine herhangi bir temyiz isteminde bulunulmadığı gibi UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede tazminata esas dosyanın 20/06/2017 tarihinde Yargıtay 14. Ceza Dairesi tarafından yapılan temyiz incelemesinde de, sanık yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığının görülmesi sebebiyle, davacı hakkında cinsel saldırı suçundan verilen beraat ve reşit olmayan mağdureyi rızası ile alıkoyma suçundan verilen ortadan kaldırma hükümlerinin ne zaman kesinleştiğinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturularak, davanın süresinde açılıp açılmadığının belirlenmesi ve davacı ile ilgili tutuklama ve tahliyeye ilişkin tüm müzekkere ve belgelerin Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde aslı ya da onaylı örnekleri de dosya içine alınarak tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi sonrası bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile hükmün bozulması üzerine yerel mahkemece duruşma açılıp; 1.115,20 TL maddi, 9.000,00 TL manevi tazminatın davalı Hazineden alınarak davacıya ödenmesine hükmedildiği anlaşılmakla;
Gerekçeli karar başlığında "466 sayılı Kanun gereğince tazminat" yerine "koruma tedbirleri nedeniyle tazminat" olarak yazılması, mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım yanlışlığı olarak kabul edilmiştir. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davalı vekilinin, davanın reddi gerektiğine, verilen tazminat miktarının fahiş olduğuna, usul ve yasaya aykırı karar verildiğine ve sair temyiz itirazlarının reddiyle hükmün, isteme uygun olarak ONANMASINA, 10.01.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.