MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2017/3861 E., 2017/4163 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 63/1. maddeleri uyarınca 14 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; Sadece bir kişinin öldüğü sabit olduğu halde birden fazla ölüme sebebiyet vermekten mahkumiyet verilmesinin hatalı olduğuna, asgari hadden uzaklaşılarak ceza verilmesine, paraya çevirme hükümlerinin uygulanmamasına, olayda sanığın taksiri olmadığına, sanığın sadece kiralama yaptığına, sanığı ilgilendirmeyen olayla da alakası olmayan genelgenin gereklerinin yine de mevcut olduğuna, (can yeleği, cankurtaran, gözetleme kulesi, yardım botu, dubalarla sınır çizgileri olduğuna) derhal ihbar bulunulduğuna, deniz bisikletini bir kişiye kiraladıklarına ama daha sonra onların bu araca beş kişi olarak bindiklerine, gözetleme yükümlülüklerinin olmadığına, neticenin öngörülebilir olmadığına, sanığın havanın aniden bozacağını bilebilecek durumda olmadığına, bilirkişilerin konunun uzmanı olmadığına, sanığın günah keçisi olarak seçildiğine, sanık hakkında takdiri indirim uygulanmamasına, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 17.08.2014 tarihinde ..., ..., ..., ... ve ...' nin, sanık ...'e ait deniz kenarında bulunan ... Club isimli yere gelerek, iş yerinde sanığa yardım amaçlı bulunan ve deniz bisikleti kiralama bölümüne bakan yeğeni tanık ...'den saat 14.00 sıralarında deniz bisikleti kiralayarak denize açıldıkları, saat 16.00 da dönmeleri gerekirken dönmedikleri, denizde meydana gelen fırtınaya yakalanarak kayboldukları, tanık ...'in amcası olan sanığa bisiklet kiralayan kişilerin dönmeleri gereken saatte dönmediklerini söylediği, sanığın durumu derhal Sahil Güvenliğe ve Kolluk Kuvetlerine haber vererek kayıp kişileri arama kurtarma çalışmasını bir an önce başlatması gerekirken herhangi bir kuruma haber vermediği ancak ertesi gün ailelerin durumu Emniyete bildirmesi üzerine emniyete gittiği, olaydan sonra 23.08.2014 tarihinde ölen ...'in cesedinin ... ili ... ilçesinde bulunduğu, diğer kişiler ..., ..., ... ve ...'nin cesetlerine ulaşılamadığı, ...'in ise yapılan otopsi sonucuna göre suda boğulma sonucu öldüğü tespit edilmiştir.
Soruşturma aşamasında olay mahallinde keşif yapılmış, Uzakyol Kaptanı ve Sigorta Tahkim Komisyonu Hakemi ... ve A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Dr. Yük. Müh. ... refakatinde yapılan keşif sonrası sunulan 12/01/2015 tarihli raporda, Kültür ve Turizm Bakanlığının su üstü sporlarıyla ilgili güvenlik kurallarını belirleyen 23/05/2005 tarih ve 2005/1 sayılı genelge hükümleri uyarınca deniz bisikletini kiralayan beş kişi olmasına rağmen dört adet can yeleği verildiği, deniz bisikletini kiraya veren ... Club isimli iş yerinin sahibi ve işleteni olan sanığın deniz bisikletinin dörtten fazla kişiye kiraya verilmemesini sağlaması, niteliği gereği dört kişinin kullanımına göre imal edilmiş deniz bisikletine dörtten fazla kişinin binmemesi hususunda gerekli gözetimin yapılmasını sağlaması, deniz bisikletine binen her kişinin can yeleğini giymesinden sonra deniz bisikletinin denize açılmasına izin vermesi, deniz bisikletinin denizde seyri esnasında kontrol ve gözetim altında tutulmasını sağlaması, deniz kenarında can kurtarma konusunda eğitim almış personel ile can kurtarma botu bulundurması, sabit bir gözetleme kulesi ve dürbünlü nöbetçi görevlendirmesi, deniz bisikletinin takip edilmesini sağlayarak kiralandığı yerden takip edilemeyecek şekilde uzaklaşmasını önlemesi gerektiği, ayrıca sanığın olay günü saat 16.00 sıralarında deniz bisikletinin gelip gelmediğini ve deniz bisikleti kiralayan kişilerin kayıp olduğunu dikkate alarak derhal Sahil Güvenliğe ve Kolluk Kuvvetlerine haber vermesi, kayıp kişileri arama kurtarma çalışmasının bir an önce başlatılmasını sağlaması gerektiği, eğer bu hususa riyayet etseydi kayıp şahısların kıyıdan fazla uzaklaşmasından önce arama kurtarma faliyetlerinin başlatılmasının sağlanabileceği ve bulunma olasılıklarının artabileceği, söz konusu sahilde İstanbul Büyükşehir Belediyesince görevlendirilmiş cankurtaran bulunmakla birlikte sanık ...'in kendi yaptığı deniz bisikleti kiralama işine ilişkin cankurtaran ve can kurtarma botu bulundurma yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, sanığın bahsedilen tedbirleri almayarak dikkat özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek olayda asli kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Kovuşturma aşamasında, tanık beyanları ve taraf beyanları alındıktan sonra dosya ... Üniversitesi Öğretim Üyelerinden oluşan bilirkişi kuruluna kusur durumunun tespiti için tevdii edilmiş, 01/03/2016 tarihli raporda; sanığın kiralama sırasında iş yerinin mutfağında olduğu, ancak buna rağmen kiralama işini yanında kendisine yardım eden ve işle ilgili eğitim ve bilgisi bulunmayan tanık ... ve ...'e bıraktığı, kendisinin de bisiklet kullanma veya can kurtaran hizmetleri hakkında eğitim ve bilgisinin olmadığı, deniz bisikletinin dört kişiden fazla insana kiralanmamasını sağlamayıp gerekli denetimi yapmadığı, deniz bisikletine binen kişilerin can yeleklerini takmalarını sağlamadığı, seyir esnasında gerekli gözetim ve kontrolü sağlaması için deniz kenarında can kurtarma botu bulundurması, sabit bir gözetleme kulesi ile dürbünlü bir nöbetçi görevlendirilmesi ve deniz bisikleti ile şahısların uzaklaşmasını önlemesi gerekirken, ilgili personel, ekipman ve malzemeyi bulundurmadığı, uzaklaşmayı önlemediği, su sporları faaliyeti yapan bir iş yerinde yönetmelik hükümlerine aykırı davrandığı, olay günü saat 16.00 sıralarında geri gelmeyen deniz bisikletini kiraya verdiği kişilerin kayıp olduğunu dikkate alarak, kolluk kuvvetlerine haber vermesi, arama kurtarma çalışmalarını başlatması gerekirken ertesi güne kadar haber vermediği, olay yerinde belediyeye ait can kurtaran bulunmakla beraber, bu hususun sanığın deniz bisikleti kiralama işine ilişkin olarak can kurtaran ve cankurtaran botu bulundurma yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı, netice olarak sanığın belirtilen tedbirleri almayarak, yasa ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek asli kusurlu olduğu, ölenlerin olaydaki ihmal ve kusurları dolayısıyla tali kusurlu oldukları kanaatini bildirmişlerdir.
Sanık beyanı, tanık beyanları, keşif, 12/01/2015 tarihli ve 01/03/2016 tarihli bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; ... Clup isimli işyerini işleten ve deniz bisikleti kiralama işi yapan sanığın, hem kendisinin hem de yanında çalışan kişilerin bisiklet kullanma veya can kurtaran hizmetleri hakkında eğitim ve bilgisinin olmadığı, deniz bisikletinin dört kişiden fazla insana kiralanmamasını sağlaması gerekirken bu hususta gerekli denetimi yapmadığı ve ölenlerin deniz bisikletine beş kişi olarak bindikleri, can yeleklerini takmalarını sağlamadığı, seyir esnasında gerekli gözetim ve kontrolü sağlamadığı ve ölenlerin uzaklaşmasını önlemediği, yönetmelik hükümlerine aykırı davrandığı, can kurtaran ve cankurtaran botu bulundurma yükümlülüğünü yerine getirmediği ve de olay günü saat 16.00 sıralarında ölenlerin geri gelmemesine rağmen durumu kolluk kuvvetlerine haber vermediği ve bu hali ile asli kusurlu olarak beş kişinin taksirle ölümüne neden olduğu anlaşılmıştır.
Büyükçekmece'de deniz kenarında deniz bisikleti kiralama işi yapan sanığın, olayın meydana geliş şekli ve beyanlardan anlaşıldığı üzere, deniz bisikleti kiralayan kişilerin ölebileceklerini öngörüp bu durumu kabullendiği veya böyle bir kazanın meydana gelebileceğini öngörerek hareket ettiğinden söz edilemeyeceği, bu nedenle su sporları faaliyeti yapan bir işletmenin sahibi olan sanığın, bu faaliyetin barındırdığı tehlikeyi bertaraf etmek için gerekli dikkat ve özeni göstermeyip, yönetmelikle de belirlenmiş önlemleri almayarak, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketle, basit taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet verdiği kabuk edilerek TCK'nın 85/2. Maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
2. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE ve KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
... Clup isimli işyerini işleten ve deniz bisikleti kiralama işi yapan ancak hem kendisinin hem de yanında çalışan kişilerin bisiklet kullanma veya cankurtaran hizmetleri hakkında eğitim ve bilgisinin olmadığı olayda, sanığın, niteliği gereği dört kişinin kullanımına göre imal edilmiş deniz bisikletine dörtten fazla kişinin binmemesi hususunda gerekli gözetimin yapılmasını sağlamayarak ve deniz bisikletine binen her kişinin can yeleğini giymesinden sonra deniz bisikletinin denize açılmasına izin vermesi gerekirken bu hususlara riayet etmeyip yönetmelik hükümlerine aykırı davrandığı eyleminde bilinçli taksir koşullarının oluştuğu ve sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, CMK'nın 283/1 maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1 maddesi uyarınca Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, Oybirliğiyle 16.02.2026 tarihinde karar verildi.