MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2199 E., 2020/2926 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii, katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62, 53/6. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl 6 ay süreyle geri alınmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin ve katılanlar vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62, 53/6. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl 6 ay süre ile geri alınmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılanlar vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, aleyhe bozma yasağı dikkate alınmadan sanık aleyhine daha ağır ceza verildiğini, bölge adliye mahkemesince cezanın paraya çevrilmesi talebinin dikkate alınmadığını, kararın bozulması gerektiğini, katılanlar vekilinin temyiz isteği, usul ve yasaya aykırı olduğunu, sanığın kusurlu olduğunu, katılanların zararı giderilmediğinden hükmolunan cezanın eksik olduğunu, belirtmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanığın sevk ve idaresindeki otomobille yanında eşi ..., çocukları ... ve...'ın yolcu var iken meskun mahal dışında, gece vakti, aydınlatması olmayan, havanın açık, yolun kuru, düz ve eğimli olduğu, iki şerit tırmanma, bir şerit iniş olmak üzere toplam 3 şeritli, iki yönlü, asfalt kaplama il yolunda, sanığın tırmanma şeridinde seyir halindeyken karşı yönden gelen müteveffa ... sevk ve idaresinde yanında eşi müteveffa ..., annesi müteveffa ..., kardeşi nitelikli yaralı ..., çocukları nitelikli yaralanan ... ve müteveffa ...'ın yolcu olduğu otomobille iniş çizgisi üzerinde kafa kafaya çarpıştıkları, olay yeri fotoğraflarından her iki aracın da sağ ön tarafının çarpışma noktası olduğunun anlaşıldığı, Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 25.04.2018 tarihli raporunda; çarpışma noktasının iki istikamet şeridini ayıran devamlı çizgi üzerinde belirlendiğini, çarpışma sonrası her iki aracın da kendi gidiş yönünün aksi şeridine savrulduğunu, kazanın her ikip sürücünün hatalı hal ve hareketleriyle meydana geldiğini, araçların hasar durumları, çarpışma sonrası savrulma konumları dikkate alındığında her iki araç sürücüsünün karşılıklı şerit ihlal eder şekilde seyrederken birbirlerini farkettiklerinde kazayı önlemek için sola doğru direksiyon kırdıklarını, sanığın sağ şeritte ilerlerken müteveffa araç sürücüsünün aracının kontrolünü kaybederek kendisine çarptığına ilişkin savunmasının olayın oluşuna, araçların konumuma ve çarpışma noktasına uygun düşmediği, sonuç olarak kazanın oluşumunda sanık sürücü ... ve müteveffa sürücü ...'ın idarelerindeki araçlarla seyirleri esnasında yola gereken dikkatlerini vermeleri, direksiyon hakimiyetlerine ve tamamen kendi gidiş şeritleri içinde kalacak şekilde seyretmeye özen göstermeleri gerektiği halde araçlarını karşı yöne ait şeride geçirerek ve sonrasında da hatalı doğrultu değiştirme manevrasında bulunarak neden olduklarından eşit oranda kusurlu olduklarının belirtildiği kabul edilen sanık hakkında dört kişinin ölümü ve iki kişinin nitelikli yaralanması nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular, Bölge Adliye Mahkemesince isabetli görülmüşse de, sanığın; sebebiyet verdiği eylem ile ilgili TCK'nın 85/2 maddesi uyarınca alt hadden uzaklaşılarak ceza tayin edilmesinin gerekli olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE ve KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.03.2026 tarihinde karar verildi.