MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/3933 E., 2021/205 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 53/6, 63. maddeleri uyarınca 4 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl 6 ay süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 53/6 ve 63/1. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl 6 ay süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; sanığın olası kasıt hükümlerine göre cezalandırılması gerektiğine, sanığın en üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; beraat kararı verilmesi gerektiğine, eksik araştırma ve inceleme yapıldığına, sanığın alkol tesirinde olmadığına, adli tıp raporunun dayanaksız olduğuna, kusur durumuna, hiçbir indirim uygulanmamasına, lehe hükümlerin uygulanmamasına, atılı suçun işlenmesinde iradesinin fesada uğratıldığına, ceza miktarının fazla olduğuna, demir bariyer yerine plastik bariyer olsa kimseye birşey olmayacağına, olayın vehametinin alınan tedbir önlemlerinin mahiyetinden kaynaklandığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 06.08.2017 günü saat 23.30 sıralarında, sürücü belgesine alkol nedeni ile ikinci kez el konulmuş olan 196 promil alkollü olduğu tespit edilen sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile, azami hız limitinin 50 km olduğu meskun mahalde, gece vakti, aydınlatmalı iki yönlü cadde üzerinde seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde, festival nedeniyle demir bariyerlerle kapatılmış olan bariyerlere çarparak, bariyerlerin savrulması neticesinde o sırada yaya kaldırımı üzerinde bulunan ...'nın ölümüne, katılan ...'nın hayat fonksiyonlarını orta (2.) derece etkileyecek nitelikte kemik kırığı oluşacak şekilde, katılan ...'ın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmalarına sebebiyet verdiği olayda, sanığın güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak miktarda 196 promil alkollü olarak seyrederken kazaya sebebiyet verebileceğini objektif olarak öngörmesi gerekirken, sanığın şoförlük yeteneklerine ve şansına güvenerek hareket ettiği, zamanında tehlikeyi fark edip, etkin tedbir almasını geciktirecek şekilde alkollü olarak araç kullanmak suretiyle, öngördüğü sonucun meydana gelmesini engelleyecek olan objektif özen yükümlülüğüne uygun davranmadığı, olay anına ilişkin kamera kaydının izlenmesinden de ortaya çıktığı anlaşıldığından, meydana gelen trafik kazasında asli kusurlu olan sanığın eyleminde bilinçli taksir koşullarının oluştuğu kabul edilerek sanığın taksirle öldürme suçundan TCK'nın 85/2, 22/3. Maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
2. Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı olarak yapılan yargılama neticesinde; sanığın asli ve tamamen kusurlu olarak neden olduğu trafik kaza saati ile alkol ölçüm saati dikkate alındığından sanığın kaza anında 2.08 promil alkollü olduğu, sanığın aşamalarda, olay mahallindeki demir bariyerleri görmediğini savunduğu, bariyerlerin öncesindeki yol üzerinde barikatların varlığına dair levha veya başkaca bir uyarı işaretinin olmadığı, tanıklar ... ve ...’ın benzer beyanları, bariyerlerin varlığı konusunda sanığı son anda uyardıkları yönünde olup dolayısıyla sanığın bu bariyerlerin varlığından önceden haberi olup da aracını cadde üzerinde demir bariyerlere doğru “ne olursa olsun” düşüncesi ile sürdüğünün sabit olmadığı, bundan ayrı olarak Dairece izlenen CD görüntülerine göre, sanığın kullandığı araç ile polis bariyerlerine çarptığı esnada hızının, mahallinde mevcut hız sınırı olan 50 km nin nerede ise bir katı veya daha fazlası olduğunun anlaşıldığı, bu bakımdan 2.08 promil alkollü olduğu halde aşırı hızlı araç kullanan sanığın her an bir kazaya neden olabileceğini öngörmesine ve ancak sonucu istememesine rağmen seyrine devamla kazaya asli ve tamamen kusurlu şekilde neden olduğunun anlaşılması karşısında, İlk Derece Mahkemesince, sanığın eylemini olası kast ile değil bilinçli taksirle işlediğinin kabulünde de bir isabetsizlik bulunmadığı ancak TCK'nın 85/2. maddesi uyarınca temel cezanın suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı ile hak ve nasafet kuralları da gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak tayin ve tespiti gerekirken, temel cezanın 3 yıl 6 ay hapis olarak belirlenmesi sureti ile yazılı şekilde hüküm kurularak sanık hakkında eksik cezaya hükmolunması ve olay sırasında 2.08 promil alkollü olduğu ve mahalli hız sınırı olan 50 km nin nerede ise bir katı yada daha fazlası oranında bir hızla araç kullandığı anlaşılan sanık hakkında, ...nun 22/3. maddesi gereğince eylemini birden fazla bilinçli taksir oluşturan halin varlığı ile işlemesinden dolayı temel cezanın, eylemin vehameti de gözetilerek 1/2 oranında arttırılması yerine, 1/3 oranında arttırılması sureti ile yazılı şekilde hüküm kurularak eksik ceza tayini isabetsiz bulunmuş, bu nedenlerle de İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurma yoluna gidilmiştir.
IV. GEREKÇE ve KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii ile katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, Oybirliğiyle 09.02.2026 tarihinde karar verildi.