MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/2476 E., 2021/391 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, sanığın kusuru bulunmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince katılanlar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4, 50/1-a, 52/2-4, 53/6 maddeleri uyarınca 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; beraat kararı verilmesi gerektiğine, cezanın usul ve yasaya aykırı olduğu ayrıca sanık yararına olan hukuk kurallarına aykırılık teşkil ettiğine, sanığın asli kusurlu olduğunun kabulünün mümkün olmadığına, tanık ifadeleri ve deliller incelendiğinde kazanın meydana gelmesinde müvekkile atfı kabil bir kusur olmadığının görüleceğine, gerekli inceleme yapıldığında kazanın oluşumunda sanığın kullandığı araçta yolcu olarak bulunan ölen ...'un otomobilin el frenini çekmiş olmasının olayda asli etken olduğu,sanığın kusurunun bulunmadığının sabit olduğuna, ayrıca sanığın kazada oğlunun ölümü nedeniyle sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 04.09.2016 günü saat 14.00 sıralarında, meskun mahal dışında, iki yönlü, eğimsiz, düz, kuru asfalt kaplama il yolunda sanığın sevk ve idaresinde bulunan otomobil ile seyir halinde iken karşı yönden gelmekte olan katılan ...'ın idaresindeki araçla karşı yön şeridi içinde çarpışması sonucu meydana gelen kazada, sanığın aracında yolcu olarak bulunan oğlu ...'un öldüğü, katılanlar ... ile ...'ın hayat fonksiyonlarını orta (3.) derece, ...'ın orta (2.) derece, ...'ın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandıkları olayda, kaza tespit tutanağında sanığın şeride tecavüz etme kuralını ihlal ettiği için tek kusurlu olduğu, 30/11/2016 tarihli trafik bilirkişi raporunda sanığın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 54. maddesinde belirtilen "Geçeceği aracın hızı ile geçme esnasındaki kendi hızını da göz önüne alarak iki yönlü trafiğin kullanıldığı taşıt yollarında karşıdan gelen trafik dahil karayolunu kullananların tümü için tehlike veya engel olmadan geçme için kullanacağı şeridin yeteri kadar ilerisinin boş olması zorunludur" kuralı ile şeride tecavüz etme kuralını ihlal ettiği tespit edilerek asli kusurlu olduğu, diğer araç sürücüsü ...'ın kusurunun bulunmadığı rapor edilmiş ise de mahkemece hükme esas alınan ... Trafik İhtisas Dairesinin raporunda; kazanın oluş şekli sanığın otomobil ile seyir halindeyken olay yerine geldiğinde, seyir esnasında yolcu ... tarafından el freninin çekilmesiyle aracının direksiyon hakimiyetini kaybedip sol şeride girmesi ve karşı yönden seyreden sürücü ... yönetimindeki otomobil ile bu aracın şeridinde çarpışması sonucu dava konusu kazanın meydana geldiği şeklinde kabul edilerek seyir esnasında aracın sağ ön tarafında bulunan yolcu ... tarafından otomobilin el freninin çekilmiş olmasının, olayın oluşu üzerine asli derecede etken olduğu, sanık sürücü ...'un kusursuz olduğu değerlendirilmiş olup mahkemece bu rapora itibar edilerek sanığın kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
2. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde; her ne kadar ilk derece mahkemesince, sanığın aracında yolcu olarak bulunan ölen ...'un aracın el frenini çekmesi sonucu olayın meydana geldiği kabul edilerek sanık hakkında beraat kararı verilmiş ise de, beraat kararına dayanak yapılan ...'un , soruşturma aşamasında alınan ifadesinde sanık gibi kazayı hatırlamadığını beyan etmesine karşın, keşif mahallinde alınan beyanında ölen kardeşinin el frenini çekmesi sonucu aracın kontrolden çıktığını ifade ettiği, ...'un kazada hayati tehlike geçirmeyecek ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı, sanık ...'un ...'un annesi olduğu da gözetildiğinde tanığın, sanığı suçtan kurtarmaya yönelik sonradan değiştirdiği beyanına itibar edilmemiş, sanığın sübut bulan suçtan cezalandırılması gerektiği kanaatine varılmış, buna göre; sanığın sevk ve idare ettiği araçla kaza mahalline geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybederek şerit ihlali ile karşı yönden gelen ve katılan ...'ın kullandığı araçla tamamen asli kusurlu olarak çarpıştığı, kaza neticesinde oğlu ...'un öldüğü, katılanlardan üç kişinin nitelikli, bir kişinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandıkları olayda, suçun işleniş şekli, kusur durumu ile hak ve nesafet kuralları ve ölenin sanığın oğlu olduğu da gözetilmek sureti ile sanık hakkında TCK'nın 85/2.maddesinde yer alan temel cezadan bir miktar uzaklaşılarak cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE ve KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, Oybirliğiyle 09.02.2026 tarihinde karar verildi.