MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/3453 E. 2020/1854 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 13.Asliye Ceza Mahkemesinin 07.02.2019 tarih, 2017/896 Esas, 2019/54 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 85/1, 22/3,53/6, Maddeleri gereğince 5 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 3 yıl süreyle geri alınmasına karar verilmiştir.
2. Hükmün sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 15.09.2020 tarih, 2019/3453 Esas, 2020/1854 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi hükmündeki TCK 53/6. Maddesi gereğince sanığın sürücü belgesinin "3 yıl" süreyle geri alınmasına ilişkin kısmın "2 yıl " olarak düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 03.01.2022 tarih, ... nolu bozma görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği; eksik inceleme ile hüküm verildiğine, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğine, bilinçli taksir koşullarının oluşmadığına, sanığın olay yerini terk etmediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk derece Mahkemesince; İzmir C.Başsavcılığı'nın 06/09/2017 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olmak suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması için kamu davası açıldığı, Adli Tıp Kurumu raporunda meydana gelen trafik kazası ile oluşan yaralanma ve ölüm arasında illiyet bağının bulunduğu belirtildiği, sanığın suç mahallinden kaçmış olması nedeni ile kaza tutanağının düzenlenmediği, CD izleme tutanağına göre aracın kaza mahallinden ayrıldığı, olay sırasında sanığın 0,44 promil alkollü olduğu, bilinçli taksir halinin söz konusu olduğu, hazırlık aşamasında bilirkişi... tarafından düzenlenen raporda maktulün asli kusurlu olduğu, sanığın tali kusurlu olduğunun belirtildiği, mahkemece yapılan keşif sonucunda bilirkişi ... tarafından düzenlenen 13/02/2018 tarihli raporda sanığın asli derecede kusurlu, maktulün tali derecede kusurlu olduğunun belirtildiği, mahkemece tarafından yapılan keşif sonucunda bilirkişi ... tarafından alınan 13/02/2018 tarihli rapor, tüm dosya kapsamı ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde olayın oluş şekline uygun olduğu ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirildiği, sanığın raporda kanaat bölümünde belirtilen ihlalleri nedeni ile kazanın oluşumunda asli kusurlu olması nedeniyle cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın alkollü olduğu gerekçesiyle bilinçli taksir hükümlerini uygulandığı anlaşılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece Mahkemesinin gerekçeli kararında taksirli suçlarda uygulanma imkanı olmayan suçun işlenilmesinde kullanılan araç ile failin güttüğü amaç ve saik kriterleri belirtilmiş ise de; esas olanın kısa karar olduğu ve bu kriterlerin kısa kararda yer almadığından bu konuya değinilmekle yetinildiği, Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı ve başkaca istinaf nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek hukuka aykırılığa da rastlanmadığı, ancak; TCK'nın 53/6 maddesinde, sürücü belgesinin 3 aydan az ve 3 yıldan fazla olmamak üzere geri alınabileceğinin düzenlendiği, aynı kanunun 3/1. maddesi uyarınca tayin olunacak güvenlik tedbirinin süresinin, fiilin ağırlığı ile orantılı, adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun olacak şekilde belirlenmesi gerektiği gözetilmeden sanığa ait sürücü belgesinin geri alınma süresinin üst sınırdan belirlenmesinin, 5271 Sayılı Kanunun 280/1-d maddesi uyarınca düzeltilebilir nitelikte olduğu gerekçesiyşe, istinaf yoluna başvurulan hüküm fıkrasının yedinci paragrafında " 3 yıl " ibaresinin hükümden çıkartılarak yerinde "2yıl " ibaresinin eklenmesi sureti ile CMK 280/1-d ve 280/1(a) madde gereğince istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Her ne kadar, kaza anında sanığın alkol miktarının 1,00 promilin altında 0.80 promil olması itibariyle sanık hakkında TCK'nın 22/3. maddesinde tanımlı bilinçli taksir koşulları oluşmamış ise de; tüm dosya içeriğine, kamera görüntülerine, tanık beyanına ve mahallinde icra edilen keşif neticesine alınan bilirkişi raporuna göre; kaza yerine gelmeden 25 m. geride yaya geçidine yaklaşıldığını belirten trafik işaret levhasının bulunduğu, yolun düz, eğimsiz, havanın açık olduğu, yolda görüşe engel herhangi bir çalışma ya da cisim bulunmadığı, sanığın aracının kamera görüntüsüne girip, akabinde yayaya çarpıp, kamera görüş alanından çıktığı zaman dilimi içerisinde araçta herhangi bir yavaşlamanın görülmediği, kazanın karşıdan karşıya geçmekte olan yayanın yolu yarıladığı esnada ve yaya geçidi üzerinde gerçekleştiği, bu hali ile sanığın, yerleşim yeri içinde, görüşün ve havanın açık olduğu olay mahallinde, yaya geçidi üzerinden yolun karşısına geçmek için yola giren ve yolu yarılayan yayaya çarpmamak adına, 25 m. gerideki yaya geçidi uyarı levhası da bulunmasına rağmen, seyrine hitap eden bu uyarıcı levhaya da aykırı davranarak hızını azaltmaksızın, alkollü halde seyrine devam etmek suretiyle, yaya geçidi üzerinden geçmekte olan ve yolu yarılamış olan yayaya çarpması sonucu yayanın ölümüne sebebiyet verdiği eyleminde, bilinçli taksir koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasında bu yönüyle isabetsizlik görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca İzmir 13. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.03.2026 tarihinde karar verildi.