MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/653 E., 2021/539 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız tutuklama, arama, el koyma, uzun tutukluluk, adil yargılanma hakkının ihlali ve diğer temel haklarının ihlali ve CMK 141/1 nedeniyle 500.000 TL maddi ve 300.000 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesi talebine ilişkin davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz sebepleri; davanın yasal koşullarının oluştuğuna, yetkisiz yer mahkemesince karar verildiğine, koruma tedbirlerinin hukuka aykırı ve ölçüsüz şekilde uygulandığına bu sebeplerle davacı lehine tazminata hükmedilmesi gerektiğine, davalı lehine fazla miktarda vekalet ücretine hükmedildiğine ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Bolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/162 Esas- 2019/88 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 20.05.2017 tarihinde tutuklandığı, yapılan yargılama sonunda 7 yıl 6 ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verildiği, kararın temyizde onanarak kesinleştiği, gözaltı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında yapılan yargılama neticesinde beraat kararı verilmeyerek cezalandırıldığı, Sakarya Bam 2. Ceza Dairesi’nin 02/10/2019 tarih, 2019/1413 E. 2019/691 K. sayılı ilamı ile yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının tutukluluk durumunun devamına dair karar verdiği, dosyanın temyiz incelemesi neticesinde ise davacı hakkında verilen cezanın Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 16/06/2020 tarih, 2019/11384 E. 2020/2682 K. sayılı ilamı ile onandığı, bu noktada davacının tutuklanma tarihi olan 20/05/2017 tarihi ile kesinleşen ilam arasında toplamda 3 yıl 26 günlük süre bulunduğu, CMK’nın 102/2 maddesi uyarınca Ağır Ceza Mahkemelerinin görevine giren işlerde tutukluluk süresinin en fazla 2 yıl olduğu, zorunlu hallerde bu sürenin uzatılabileceği ve en fazla 3 yıl olabileceği, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda ise tutukluluk süresinin 5 yılı geçemeyeceğine dair amir hükümlerin belirtildiği, bu noktada davacının 2 kez istinaf ve 1 kez Yargıtay safhası olmak üzere tüm yargılama sürecinin 3 yıl 26 gün sürdüğü, davacının tutukluluk ve tutukluluğun devamına dair kararlarda makul sebeplerin bulunduğu, yasal sürenin aşılmadığı, davacının bu kalem yönüyle maddi ve manevi zararının doğmadığı, neticeten 7 yıl 6 ay gibi bir süre ile ceza aldığı dolayısıyla tazminat istemine konu iddianame, davacıya ait tutuklama kararı ile tutukluluğun devamına ilişkin belge ve tutanaklardan davacının alacağı makul ceza, cezasının infaz süresi ve suçun mahiyeti ile dosyadaki delil durumu dikkate alındığında davacının maddi ve manevi zararının oluşmadığı, tutukluluk halinin devamına ilişkin celse arası açılan duruşmalarda sadece iddia makamının beyanlarının alındığını ve 30’ar günlük süreye uyulmadığını, tutukluluğun devamına ve bu kararlara yönelik itirazların reddine dair kararların kendisine tebliğ edilmediğini beyan ettiği anlaşılmakla yapılan incelemede; davacının tutukluluk durumunun 30’ar günlük yasal süreler içinde değerlendirildiği, celselerde verilen tutukluluk devamına dair kararların davacı ve davacı vekiline tefhim edildiği, CMK 188/1 maddesi gereğince müdafiinin duruşmaya gelmemesi halinde duruşmaya devam edilmesinde yasal engel olmadığı, davacının bu kalemler yönünden istemlerinin hukuka uygun olmadığı, davacının maddi ve manevi zararının oluşmadığı, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2014/22556 E. 2015/13392 K. sayılı ilamı ve benzer nitelikteki diğer ilamlar da göz önüne alındığında haksız el koyma nedenine dayalı davalarda manevi tazminat şartlarını oluşmayacağı, maddi zararlar yönüyle yapılan incelemede ise davacı hakkında isnat olunan suçun mahiyeti dikkate alındığında arama ve el koyma tedbirinin uygulanması için makul şüphenin oluştuğu, davacıdan el konulan eşyalarının niteliğinin silah, mermi, cep telefonu ve içeriği bilirkişilerce inceleme yapılmaksızın tespit edilemeyecek olan kaset olduğu, birkaç ay sonra bilirkişilerce yapılan tespit ile davacıya ait düğün kasedinin iade edildiği, yine davacının cep telefonunun gerekli imaj kopyaları alınarak 19/09/2017 tarihinde yani 4 ay gibi bir süre sonra iade edildiği, bu noktada el konulan eşyaların iade tarihi ile el konulma tarihleri arasında makul süre bulunduğu, davacının arama ve el koyma işlemi nedeniyle herhangi bir zarara uğramadığı, davacının ... ilinde bulunan arazisine ve ... hesaplarına tedbir konulmasının ise yargılama safahatında zaruriyet teşkil ettiği, zira davacının hesap hareketlerinde şüpheli işlemler yapıldığının tespit edildiği, buna rağmen tedbir kararının kısa süre sonra kaldırıldığı, bu noktada davacıya isnat edilen suçun mahiyeti, dosyadaki delil durumu, el konulan eşyaların mahiyeti ile iade sürelerindeki makul zaman aralığı dikkate alındığında davacının maddi zararının bulunmadığı anlaşıldığından hakkında tatbik edilen gözaltı, tutuklama, arama ve el koyma tedbirlerinin hukuka uygun olduğu ve haksız uygulama niteliğini haiz olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluşmadığının saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Boğazlıyan Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.03.2026 tarihinde karar verildi.