MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/1709 E., 2021/1081 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzeltilerek Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacının haksız gözaltı, tutuklama, arama, el koyma ve hak ihlalleri nedeniyle 5.000,00 TL maddi ve 776.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 5.000 TL maddi ve 25.000 TL manevi tazminatın tutuklama tarihi olan 21.07.2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı ve davalı vekilinin istinaf başvuruları üzerine yapılan incelemede; maddi ve manevi tazminat talebinin reddine ve 5.450,00 TL vekalet ücretinin davalıya ödenmesine ibaresinin eklenmesi suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin vekalet ücreti yönünden kabulü ile hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz sebepleri; istinaf mahkemesi kararının usule aykırı olduğuna, istinaf mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırmadan işin esasına girerek yeni bir karar veremeyeceğine, istinaf mahkemesi kararının gerekçesiz olduğuna, davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, kabule göre durma kararı vermesi gerektiğine, davalı lehine fazla vekalet ücretine hükmedildiğine ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
İlk derece mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/11592 sayılı soruşturma dosyası üzerinden yürütülen soruşturma sırasında davacının, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından 19.07.2016 tarihinde gözaltına alındığı, 21.07.2016 tarihinde tutuklandığı, 10.07.2017 tarihinde anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan tahliyesine karar verildiği, 21.07.2016-10.07.2017 tarihleri arasında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan tutukluluğunun infaz gördüğü, 10.07.2017- 26.10.2017 tarihleri arasında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutukluluğunun infaz gördüğü, yapılan soruşturma neticesinde 10.07.2017 tarihinde anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hakkında iddianame tanzim edildiği, Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/123 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamasında davacı hakkında mahkumiyetine karar verildiği ve kararın henüz kesinleşmediği, gözaltı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı tarafından aynı konuda açılan davanın bulunmadığı ve mahsuba konu yapılmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından maddi ve manevi tazminat talebinin reddine ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
15.08.2017 tarihli 694 sayılı KHK ile değişik, 01.02.2018 tarihli 7078 sayılı Kanunun 139 uncu maddesi ile aynen kabul edilen düzenleme ile 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alındığında, mahkemece reddedilen tazminat miktarına göre karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 5.450,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği anlaşıldığından, tebliğnamedeki vekalet ücretine ilişkin görüşe iştirak edilmemiştir.
Tazminat talebinin dayanağı olan Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/11632 sayılı soruşturma dosyası üzerinden yürütülen soruşturma kapsamında davacının 19.07.2016 tarihinde Anayasal Düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından gözaltına alınıp 21.07.2016 tarihinde tutuklandığı, yürütülen soruşturma sırasında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan davacı hakkında 10.07.2017 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan açılan davanın yapılan yargılaması sonucunda Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/123 Esas, 2018/514 sayılı kararıyla mahkumiyetine karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği UYAP'tan yapılan kontrol sonucu anlaşılmıştır.
Davacının aynı soruşturma kapsamında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçlarından aynı sorgu ile tutuklandığı, değişen suç vasfı nedeniyle Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan kovuşturmaya yer omadığına dair karar verilerek, silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hakkında kamu davası açıldığı ve açılan davanın henüz derdest olduğu; dolayısıyla haksız tutuklama iddiasına yönelik tazminat isteme koşullarının bu aşamada oluşmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Davacının ölçüsüz arama ve haksız el koyma nedenlerine ilişkin olarak iddiasıyla ilgili olarak ise; manevi tazminat davaları kişilik hakkını koruyan, haksız tecavüzün doğurmuş olduğu olumsuz sonuçları, yani zararın giderilmesini, telafi edilmesini amaçlamaktadır. Manevi tazminat davası için, kişilik haklarının ihlal edilmesi özellikle sosyal ve duygusal kişilik değerlerinin ihlali ve hukuka aykırı bir fiilin bulunması gerekir. Yakalanan veya tutuklanan kimsenin gerek aile, gerekse iş çevresinde itibarının sarsılması, aile, çocuk ve yakınları için tutukevinde hasret çekilmesi, kişinin tutuklanması nedeniyle ruhi sıkıntılar çekmesi, cezaevi şartları, buralarda duyduğu acı ve ızdıraplar kişinin manevi zararının giderilmesini gerekli kılmaktadır. Tutuklanan kimseye verilecek manevi tazminatın tespitinde; tutukluluk süresi, kişinin sosyal ve ekonomik yeri, üzerine yüklenen ve ceza kovuşturmasına konu olan suçun nitelik ve kapsamı göz önünde bulundurulmalıdır. Bu açıklamalar ışığında, yalnızca haksız yere yakalanan ya da tutuklanan kişinin çektiği acının karşılığı olarak manevi zarar ödenmesi gerektiği el koyma nedeniyle manevi tazminat şartlarının oluşmayacağı, yine 5271 sayılı Kanunun 141 nci maddesinin birinci fıkrasının ( i ) bendinde düzenlemeye göre aramanın ölçüsüz şekilde gerçekleştirilmesi halinde ancak tazminat talep edilebileceği, davacı hakkında uygulanan arama tedbirinin ölçüsüz olarak gerçekleştirildiğine dair bir iddia bulunmadığı gibi bundan kaynaklı bir zarar da ileri sürülmemiş olup yine bu zarar ancak maddi zarar olabileceğinden, bu konuda koşulları oluşmayan tazminat davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş olup davacı bakımından tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmesinin sonucu itibariyle doğru olduğu değerlendirilmiş olup, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.03.2026 tarihinde karar verildi.