MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/3105 E., 2021/318 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız arama, el koyma, gözaltı, uzun tutukluluk, adil yargılanma hakkının ihlali ve diğer temel haklarının ihlali nedeniyle 10.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesi talebine ilişkin davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz sebepleri; davanın yasal koşullarının oluştuğuna, koruma tedbirlerinin hukuka aykırı ve ölçüsüz şekilde uygulandığına bu sebeplerle davacı lehine tazminata hükmedilmesi gerektiğine, davalı lehine fazla miktarda vekalet ücretine hükmedildiğine ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/79 Esas- 2018/547 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 19.10.2016 tarihinde gözaltına alındığı ve 26.10.2016 tarihinde tutuklandığı, yapılan yargılama sonunda 7 yıl 6 ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verildiği, kararın istinaf aşamasında olup henüz kesinleşmediği, gözaltı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacının yargılanmış olduğu suçun niteliği, mensup olduğu mahkeme kararları ile sabit olan örgütün yapısı, örgütün benimsediği amacı, devletin birçok kurumunda örgüt mensubu kişilerin görev almış olması dolayısıyla örgütün kemikleşmiş ve yıllara yayılmış yapısı ile ülkemizde yargılama faaliyetinin yoğunluğu nazara alındığında davacının kanuni süre içerisinde hakim huzuruna çıkarılmış olması, akabinde önemi ve mahiyeti tartışmaya konu dahi olamayacak bir niteliği haiz olan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üyelik suçlamasına konu soruşturmanın yaklaşık olarak onbeş ay gibi bir sürede tamamlandığı, dosyanın, mahiyeti adliyelerin iş yükü nazara alındığında makul bir süre içerisinde tamamlanarak kamu davasının açılmış olması, mahkemece iddianamenin kabul kararından 70 gün sonra ilk duruşmanın yapılarak sanığın sorgu ve delillerinin toplanmış olması, akabinde üç celse daha yapılarak davacı hakkında cezalandırılmasına dair karar verilmiş olması hususları kül halinde nazara alındığında yargılamanın fiilen 187 günlük sürede tamamlandığı bu suretle davacı vekilinin davacının makul süre içerisinde hakim huzuruna çıkarılmadığı, makul süre içerisinde yargılamasının yapılmadığı bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradığı şeklindeki tespitlerinin mesnetsiz olduğu, tüm ayrıntıları ile izah edilen gerek soruşturma gerekse kovuşturma sürecinin makul yargılama hususunda İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi ve T.C. Anayasa'sının belirlemiş olduğu ölçütler ile Anayasa Mahkemesi ve AİHM'in ölçü ve kriterlerine uygun olduğu, öte yandan davacı hakkında yapılan yargılama neticesinde beraat kararı verilmeyerek cezalandırıldığı, hakkında hükmolunan cezanın ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili ceza dairesinde istinaf incelemesinde olduğu anlaşıldığından hakkında tatbik edilen gözaltı, tutuklama, arama ve el koyma tedbirlerinin hukuka uygun olduğu ve haksız uygulama niteliğini haiz olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Dosya kapsamına göre, davacı hakkında yapılan yargılama neticesinde davacının 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve dairemizce yapılan temyiz incelemesi sırasında, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede; Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/79 Esas- 2018/547 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin verilen 7 yıl 6 ay mahkumiyet kararının, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 16.01.2020 tarihli ve 2019/4446 Esas, 2020/259 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiş olduğunun anlaşılması karşısında, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını yargıya bir görev olarak yükleyen Anayasa'nın 141. maddesinin son fıkrası uyarınca yargılamaya devamla bir karar verilmesi gerektiğinden, tutuklandığı suçtan mahkumiyetine karar verilen ve mahkumiyeti aşan tutukluluk süresi bulunmayan davacının CMK'nın 141. maddesinin "e" bendi bakımından tazminat hakkının bulunmadığı, aynı maddenin diğer bentleri bakımından ise dosya kapsamında yapılan incelemede tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu değerlendirilmiş olup, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Akhisar Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,11.02.2026 tarihinde karar verildi.