MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/3228 E. 2021/2278 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 500.000,00TL maddi ve 3.000.000,00TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile maddi tazminat talebinin reddine ve 12.000,00TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvuruları üzerine Bölge Adliye Mahkemesince gerekçe ve hükümdeki maddi tazminata ilişkin 1 kısmının tamamen çıkartılarak yerine "davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile "1.205,10 TL maddi tazminatın 13.02.2017 ihraç tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine" ibaresinin yazılması, gerekçe ve hükümdeki hükmedilen vekalet ücreti miktarına ilişkin "1.440,00 TL" ibaresi çıkarılarak yerine "1.584,61 TL" ibaresinin yazılması suretiyle düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz sebepleri; müvekkil hakkında verilen maddi ve manevi tazminatın eksik olduğuna ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 26.02.2019 tarihli 2017/66392 soruşturma, 2019/9310 karar sayılı soruşturma dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 20.12.2016-10.03.2017 tarihleri arasında 80 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, takipsizlik kararının davacıya 11.04.2019 tarihinde tebliğ edildiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı tarafından aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, tutukluluk süresinin infaz gördüğü ve mahsuba konu yapılmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Cumhuriyet Savcısı olarak çalışmaktayken 13.02.2017 tarihinde ihraç edilen davacının tazminat talebine konu dosyada 20.12.2016-10.03.2017 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kalmasına, ihraç tarihinden önce varsa eksik ödendiğini iddia ettiği aylıkları yönünden idari mercilere başvurmasının gerekmesine, fazla ödeme varsa idarece davacıdan talep edilebileceğine, ihraç tarihi ile tahliye tarihi esas alınarak net asgari ücret üzerinden gelir kaybı hesabı yapılmasının gerekmesine göre; davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile "1.205,10 TL maddi tazminatın 13.02.2017 ihraç tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine" ibaresinin yazılması, gerekçe ve hükümdeki hükmedilen vekalet ücreti miktarına ilişkin "1.440,00 TL" ibaresi çıkarılarak yerine "1.584,61 TL" ibaresinin yazılması suretiyle düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Cumhuriyet savcısı olarak çalışırken 20.12.2016 tarihinde açığa alınan, meslekten 13.02.2017 tarihinde ihraç edilen davacının ihraç edildiği ayı takip eden ayın 15. günü ile tahliye tarihi arasındaki süre için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca belirlenen net asgari ücret miktarları üzerinden hesaplama yapılarak davacı lehine "1.109,66" TL'nin maddi tazminat olarak hükmedilmesi ve faiz başlangıç tarihin de "15.02.2017" olarak belirlenmesi gerekirken, bu miktarın üstünde kalacak şekilde "1.205,10" TL olarak tayin edilmesi suretiyle davacı lehine fazla maddi tazminata hükmolunması ve faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlenmesi temyiz edenin sıfatı doğrultusunda bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2026 tarihinde karar verildi.