MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1938 E., 2022/1971 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak sanığın mahkumiyetine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 53/6 ve 63. maddeleri uyarınca 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, B sınıfı sürücü belgesinin 1 yıl süreyle geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvuruları üzerine, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 53/6 ve 63 maddeleri uyarınca 6 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, B sınıfı sürücü belgesinin 1 yıl süreyle geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün onanmasına kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi; bilinçli taksir koşullarının oluşmadığına, sanığın kazadan sonra alkol aldığına, şüphenin sanık aleyhine yorumlandığına, ölüm neticesinin kazadan 45 gün sonra gerçekleşmesi nedeniyle, illiyet bağını kesen unsurların bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiğine, ceza miktarına ve takdiri indirim nedeninin uygulanması gerektiğine, katılanlar vekilinin temyiz istemi; ceza miktarına ve sanığın alkol miktarı ve suçtan sonrası davranışları gözetilerek olası kast hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 12.11.2019 günü saat 15.32 sıralarında sanık idaresindeki otomobil ile gündüz vakti, bölünmüş iki şeritli, asfalt kaplama, azami hız limitinin 50 km/s olduğu meskun mahal sınırları içindeki yolda seyri sırasında aracının sağ ön kısımları ile, yolun sağ tarafından, kaplama dışında olmak üzere yürüyen yayalar ... ve ...'e çarpması sonucunda, ...'in ölümü, ...'in ise basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazasının meydana gelmesinde, Yerel Mahkemece, kaza tespit tutanağı ve soruşturma aşamasında alınan trafik bilirkişi raporu ile uyumlu olan ve sanığın asli ve tam kusurlu olduğu şeklinde görüş bildiren 11.02.2021 tarihli keşif üzeri alınan trafik bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle, asli ve tam kusuru ile bir kişinin ölümüne, bir kişinin de basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasına sebep olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiş, her ne kadar iddianamede sanığın kaza esnasında alkollü olduğu iddia edilerek 5237 sayılı TCK'nın 22/3 maddesi gereğince bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması talep edilmiş ise de, sanığın olayın akabinde olay yerinden ayrılmış ve olaydan uzunca bir süre sonra yakalanmış olduğu, bu nedenle olay anındaki alkol promil miktarının tespit edilemediği, tanıkların alınan ifadelerinde sanığın olay sonrası kendilerinin yanına gelerek alkol aldığını beyan ettikleri, sanığın aşamalarda alınan savunmalarından olay anında alkollü olmadığına dair savunmaları ve ceza yargılamasının temel ilkelerinden olan şüpheden sanık yararlanır ilkesi de gözetildiğinde, olay anında sanığın alkollü olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmayacağı kanaatiyle, söz konusu şüphe sanık lehine değerlendirilerek sanığın eyleminde bilinçli taksir koşullarının oluşmadığı değerlendirilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesince, duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, temel ceza orantılılık ilkesine aykırı şekilde az bulunmuş ve kazanın saat 15.32'de meydana geldiği, sanığın olay yerinden ayrılması nedeni ile alkol tespitinin yapılamadığı, sanığın kolluğa teslim olması üzerine 12.11.2019 tarihinde saat 19:31'de alınan adli kati rapora göre, sanığın 2.14 promil alkollü olduğunun belirlendiği, yerleşik Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Dairesi uygulamalarına göre vücuttaki alkol oranının her saat ortalama 0,15 - 0,20 promil düştüğü, bir saatte alkol miktarının ortalama 0,15 promil düştüğü dikkate alınarak hesaplanan 0,45 promilin, sanıkta belirlenen 2,14 promile eklendiğinde sanığın kaza saatinde 2,59 promil alkollü olduğu, sanık ve müdafii savunmalarında, sanığın kazadan sonra alkol kullandığını belirtmişler ise de; kazanın saat 15.32'de meydana geldiği, sanığın olay yerinden ayrılması nedeni ile alkol tespitinin yapılamadığı, sanığın olaydan sonra eşini ve aracı emanet aldığı V. B.'yi kolluğa göndererek kazayı eşinin üstlenmesini sağlamaya çalıştığı ve sanığın eşinin de kolluğa verdiği ifadesinde kazayı kendisinin yaptığını belirttiği, sanığın kaza sonrasında yakalandığında alkol muayenesinin yapılacağını bildiği, bu nedenle olay yerinden ayrıldığı ve eşinin kolluğa giderek suçu üstlenmesini sağlamaya çalıştığı, sanığın kaza sonrasında alkol almasının bu nedenle hayatın olağan akışına uygun olmadığı, tanıklar H. T. ile M. A.'nın sanığın kendileri ile birlikte alkol aldığını belirtmelerinin yanlı ifadeler olması nedeni ile oluşa uygun düşmediği, keza sanığın soruşturma sırasında üç kez göz altına alındığı ve hemen hepsinde de alkollü olduğunun doktor raporu ile belirlendiği, bu hali ile sanığın ve müdafinin suçtan kurtulmaya ve daha az ceza almaya yönelik savunmalarına itibar edilmeyeceği, meydana gelen kazada bilinçli taksir koşullarının oluştuğu kabul edilerek, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, asli ve tam kusuru ile bir kişinin ölümü ile bir kişinin yaralanmasına sebep olan sanık bakımından sanığın kaza anındaki alkol oranı göz önünde bulundurularak bilinçli taksir artırım oranı üst sınırdan uygulanmak suretiyle mahkumiyete karar verilmiş, sanığın sabıkalı geçmişi ve olaydan sonraki davranışları -olay yerinden kaçması, olay yeri inceleme raporunda kaza yapan aracın yeni yıkamadan çıkmış olduğunun, lastik yanakları ve kaporta üzerinin temizlenmiş olduğunun tespit edilmesi, olaydan sonra kendisinin teslim olmayıp, karısını ve araç sahibi olan arkadaşını karakola göndermesi ve sanığın karısının suçu üstlenmeye çalışması- nazara alındığında sanık hakkında takdiren TCK'nın 62/1 maddesi uygulanmamıştır.
IV. GEREKÇE ve KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafi ve katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Burdur 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.03.2026 tarihinde karar verildi.