MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1207 E., 2023/1677 K.
SUÇ : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile; İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak kurulan mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin reddi ve temyiz kabulü ile hükmün bozulması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Katılan vekiline gerekçeli kararın 22.06.2023 tarihinde elektronik tebligat ile tebliğ edildiği, tebligatın 27.06.2023 tarihinde okundu sayıldığı, katılan vekilinin 26.06.2023 tarihinde temyiz süresi içerisinde temyiz dilekçesi vermiş olduğu anlaşıldığından Tebliğname'deki temyiz isteminin reddine görüşüne iştirak edilmemiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun (5237 sayılı Kanun) 136/1, 137/1-a, 43/1, 62/1 ve 53. maddeleri gereğince 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak sanık hakkında iki katılana yönelik eylemleri nedeniyle verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan 5237 sayılı Kanunun 136/1, 137/1-a, 43/1, 62/1 ve 53. maddeleri gereğince 2 kez 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, diğer katılana yönelik eylemi nedeniyle verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan 5237 sayılı Kanunun 136/1, 137/1-a, 62/1 ve 53. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz isteminin reddi ve temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulması kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanık üzerine atılı suçları işlemediğine, atılı suçların yasal unsurları oluşmadığına, yerel mahkeme ve bölge adliye mahkemesi delillerin taktirinde yanılgıya düşerek eksik inceleme ile hüküm kurduğuna sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine,
Katılan vekilinin temyiz istemi, sanığın üst hadden cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; ... ili ... ilçesi Tapu Müdürlüğü'nde müdür vekili olarak görev yapan sanığın kızının boşanma aşamasında olduğu katılan damadı...ile katılan ...'nin annesi ve babası olan diğer katılanların tapu bilgilerini görüntüleyen sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 136/1. maddesinde düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak her bir katılana karşı gerçekleştirilmiş olan eylemler nedeniyle ayrı ayrı cezalandırılmasına ve aynı katılanın tapu bilgilerini farklı zamanlarda sorgulamış olması nedeniyle zincirleme suç hükümleri uygulanarak sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 136/1. maddesinde düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünde memur olarak çalışan sanığın, kurumu tarafından kendisine verilen kullanıcı şifresi ile Kimlik Paylaşım Sistemi'ne erişim sağlayarak, dönemin İçişleri Bakanı olan katılanın kimlik ve adres bilgilerine bakması şeklindeki eyleminin suç teşkil edip etmediği, ettiğinin kabulü hâlinde, eyleminin verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu mu yoksa özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu mu oluşturduğunun ve sanığın işlediği fiilin suç oluşturduğu konusunda haksızlık yanılgısı ile hareket edip etmediğinin belirlenmesine ilişkin uyuşmazlıkla ilgili olarak verdiği 21.06.2023 tarihli ve 2021/12-384 Esas, 2023/367 Karar sayılı kararında, "... sanığa sistemde kayıtlı kişilerin kimlik ve adres sorgulamalarını yapması için kullanıcı şifresinin çalıştığı kurum tarafından verilmesi, sisteme girmek için özel gayret sarf etmemiş olması, katılanın kamuya mal olan kişiliği nedeniyle kimlik ve adres bilgilerine kolaylıkla erişilebilmesi, sanığın merak saiki ile bu bilgileri sadece okumuş olup başkalarıyla paylaşmaması, ayrıca hukuka aykırı bir amaç gütmemesi ve ele geçirildiği iddia edilen kişisel verilerin kapsam ve niteliği ile sanığın hukuka aykırılık bilinciyle hareket etmediği yönündeki savunması birlikte değerlendirildiğinde; incelemeye konu olay görevin gereklerine uygun olmayan disiplin soruşturması gerektiren eylemin suç teşkil etmediği kabul edilmelidir... Ulaşılan sonuç karşısında sanığın eyleminin nitelendirilmesine ve işlediği fiilin suç oluşturduğu konusunda haksızlık yanılgısı ile hareket edip etmediğine ilişkin uyuşmazlık konuları değerlendirilmemiştir..." şeklindeki gerekçelerle uyuşmazlığa konu eylemi, disiplin soruşturması gerektiren ve suç teşkil etmeyen eylem olarak kabul etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine ilişkin Dairemizin 25.04.2024 tarihli ve 2022/7038 Esas, 2024/1950 Karar sayılı kararında ve bu kararla uyum gösteren Dairemizin 25.04.2024 tarihli ve 2023/219 Esas, 2024/1951 Karar sayılı kararında da, "... Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.06.2023 tarihli ve 2021/12-384 Esas, 2023/367 Karar sayılı kararındaki gerekçede de belirtildiği gibi ele geçirme başkasının hakimiyeti altında bulunan kişisel veriyi hukuka aykırı yollarla kendi hakimiyeti altına almakla gerçekleşir. Olayımızda ise sanık, kurumu tarafından kendisine verilen aparat ve şifre ile kendi hakimiyeti altında bulunan kişisel verilere ulaşmış ve bakmıştır. Sanığın kendi hakimiyeti altındaki bir veriye bakmaktan ibaret olan eyleminin ele geçirmek olarak kabul edilemeyeceği bu halin ilgili kurumun iç mevzuatı kapsamında disiplin soruşturmasına konu edilmesinin mümkün olduğu ancak TCK anlamında suç teşkil etmeyen eylem niteliğinde olduğu..." biçimindeki gerekçelerle kamu kurumlarında görev yapan ve görev yaptıkları kuruma ait bilişim sistemindeki kişisel verilere hizmet gereği erişme yetkisi verilen kişilerin; görevlerinin kapsamına ve niteliğine göre hizmetin yerine getirilmesi ile hiçbir ilgisi bulunmadığı hâlde, merak, beğeni vb. saikler ya da farklı amaçlarla, sistemde yer alan kişisel verileri sorgulamak ve bu verilere salt duyu organları aracılığıyla vakıf olmaktan ibaret eylemlerinin, 5237 sayılı Kanun kapsamında suç oluşturmayacağı değerlendirilmiştir.
Özetlenen yargı kararları göz önüne alındığında, sanığın savunmasında katılan ...'nin boşanma aşamasında olduğu sanığın kızı ile evlilik birliği içerisindeyken edindikleri malları paylaşmamak için üzerindeki tapuları diğer katılanların üzerine geçirdiğine ilişkin Ali'nin beyanları sonrası ilgili sorgulamaları yaptığı, ilgili sorgulamaları katılan ...'nin "sen tapu müdürüsün, inanmıyorsan git bak" demesi üzerine gerçekleştirdiği, aksine başkaca bir delil olmadığı ve dosya kapsamına göre sanığın görevi gereği sahip olduğu kullanıcı adı ve şifre ile ilgili sisteme giriş yaparak, katılanların tapu bilgilerini görüntülemiş olduğu, söz konusu kişisel verileri, üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığına ilişkin hakkında bir delil elde edilemeyen sanığa, basit bir kod ve şifre sayesinde, sistemde yer alan tüm verilere erişebilme imkanının verilmiş olması ve veri içeriklerinin sanıktan gizlenmemiş olması karşısında, sanığın sistemde sorgulama yaparken, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davrandığı da kabul edilemeyeceğinden, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görülmemiş, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanunun 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kaunun 304/2-b maddesi uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.