MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2024/318 E. 2024/456 K.
SUÇ: 2863 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜM: Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan vekili tarafından, temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Çorum 5.Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2016 tarihli 2014/348Esas - 2016/429 Karar sayılı ilamıyla; Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, aynı Kanun'un 74/1, 74/1.2.cümle, 5237 sayılı TCK'nın 35/2, 62/1, 53, 54, 58 inci maddeleri uyarınca neticeten 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiş, kararın sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14.03.2024 tarihli ve 2021/1154E. 2024/1233K. sayılı ilamıyla ;
"... 04.02.2014 tarihli olay yeri görgü ve tespit tutanağı, sanık savunmaları ile tüm dosya kapsamından; sanık ... ve haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen temyiz dışı sanıklar ... ve ...'ın ellerinde kazma ve küreklerle suça konu yerde önceden kazılmış bir çukurun başına gelerek bira içmeye başladıkları ve bu sırada kolluk görevlilerince yakalandıkları, somut olayda sanıkların kazma ve küreklerle kazı yapmaya yönelik doğrudan doğruya icraya başladıklarını gösteren herhangi bir eylemlerinin bulunmadığı, henüz kazı eylemine başlayamadan yakalanan sanık yönünden atılı suçun hazırlık hareketleri tamamlanmış ise de, icra hareketlerine geçilmediğinden, teşebbüs aşamasında kalmış bir fiilden de söz edilemeyeceği değerlendirilerek, sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin,yazılı şekilde mahkumiyetine dair hüküm tesisi," gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, Yerel Mahkemece bozma ilamına uyularak yürütülen yargılama neticesinde; sanığın CMK 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, kararın katılan vekili tarafından temyizi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan onama görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; sanığın cezalandırılması gerektiğine, vekalet ücretine hükmolunması gerektiğine, re'sen tespit olunacak nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemece bozma ilamıına uyularak yürütülen yargılama neticesinde; "... 04.02.2014 tarihli olay yeri görgü ve tespit tutanağı, sanık savunmaları ile tüm dosya kapsamından sanık ... ve haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen temyiz dışı sanıklar ... ve ...'ın ellerinde kazma ve küreklerle suça konu yerde önceden kazılmış bir çukurun başına gelerek bira içmeye başladıkları ve bu sırada kolluk görevlilerince yakalandıkları, somut olayda sanıkların kazma ve küreklerle kazı yapmaya yönelik doğrudan doğruya icraya başladıklarını gösteren herhangi bir eylemlerinin bulunmadığı, henüz kazı eylemine başlayamadan yakalanan sanık yönünden de atılı suçun hazırlık hareketleri tamamlanmış ise de icra hareketlerine geçilmediğinden teşebbüs aşamasında kalmış bir fiilden de söz edilemeyeceği ve bu haliyle de sanığın üzerine atılı suçun yasal unsuru oluşmadığı kanaatine varılarak" sanığın üzerine atılı suçtan CMK 223/2-a bendi uyarınca beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV.GEREKÇE VE KARAR
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.09.2023 tarihli, 2023/6-7 Esas, 2023/481 Karar no'lu ilamında da belirtildiği üzere; Dairemizce yapılan temyiz incelemesinden önce atılı suça ilişkin dava zamanaşımı gerçekleşmiş ise de "derhal beraat" kavramının, fiilin ilk bakışta suç teşkil etmemesi veya kanun değişikliği ile fiilin suç olmaktan çıkartılması hâlleri ile sınırlı tutulmasının söz konusu düzenlemenin konuluş amacına ters düşeceği, CMK'nın 223. maddesinin 9. fıkrasında geçen "derhal" sözcüğünün, dosyanın mevcut durumunu ifade ettiği, başka bir anlatımla, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek bir noktada, sanığın daha lehine olan beraat kararı yerine, aleyhine olan zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilemeyeceği, ayrıca çeşitli sebeplerle muhakemenin yavaş işlemesi ve yargılamaların makul sürede sonuçlandırılamaması nedeniyle zamanaşımının gündeme geldiği de göz önünde bulundurulduğunda, düşme kararı verilmesinin söz konusu gecikmenin sonucunun sanığa yükletilmesi anlamına geleceği, diğer taraftan beraat etmesi gereken sanık hakkında düşme kararı verilmesinin adil yargılanma hakkı kapsamındaki lekelenmeme hakkının da ihlali niteliğinde olacağı, zira yargılamanın geldiği aşama itibarıyla beraat etmesi gereken sanık hakkında düşme kararı verilmesinin, sanığın atılı suçu işleyip işlemediği hususunda tereddüte yol açacağı, son olarak da sanık hakkında beraat kararı verilmesinin hukuk davaları üzerindeki etkisine dair Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.01.2022 tarihli ve 1437-15 sayılı kararında da açıklandığı üzere ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı konusuyla hukuk hâkiminin tamamen bağlı olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek durumlarda artık zamanaşımı nedeniyle düşme kararı değil sanığın daha lehine olan beraat kararı verilmesi gerektiği anlaşılmakla;
Bozma üzerine yürütülen yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı Mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu anlaşılmakla, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.03.2025 tarihinde karar verildi.