MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2023/60 E. 2024/119 K.
SUÇ: 2863 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜM: Sanık ... hakkında;beraat
Sanık ... hakkında; mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Dairemiz bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan vekili ve sanık ... müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Çeşme 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.11.2015 tarih, 2014/563 Esas, 2015/703 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince beraatlerine karar verilmiştir.
2. Dairemizin 01.12.2022 tarih, 2019/13040 Esas, 2022/9380 Karar sayılı bozma ilamında; "“06/05/2014-16/05/2014” olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında yanlış yazılması, mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmekle bozma nedeni yapılmamıştır.
06/05/2014 tarihinde ... adlı işletmenin yan tarafından ... Nakliyat şirketi yetkilisi sanık ...’e ait kamyonlarla kum alınarak sanık ...’nin işleteceği işletmenin bulunduğu yere döküldüğünün tespit edildiği, 16/05/2014 tarihinde de ... adlı işletmenin bulunduğu plajın girişinden kum alındığı yönündeki ihbar üzerine yapılan incelemede, işletmenin önünde ... Nakliyata ait kepçenin park halinde olduğu, plajın girişinden kum alındığı, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen temyiz dışı sanık ...’ın yeni işletmesinin plaj kısmında yığın halinde, yeni dökülmüş 2-3 kamyon kum olduğu hususlarının tespit edildiği, sanık ...’a ait işletmenin ... isimli işletme olduğu, sanık ...’nin savunmasında, bu işletmenin sorumlu çalışanı olduğunu beyan ettiği, ...’ın da işletme sahibi olduğu, dava konusu yerin doğal sit alanı içerisinde kaldığı ve doğal sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının mahallinde mutad vasıtalarla ilan edildiği, sanık ...’in savcılıktaki beyanında, ...’den kum alıp ...’e taşınmasını ... ve Hüdai’nin söylediğini, bu nedenle taşıdıklarını, ancak 16/05/2014 tarihli olayla ilgisi olmadığını ve o olaydaki kepçenin kendisine ait olmadığını beyan ettiği anlaşılmakla, sanık ...’nin ... isimli işletme yetkilisi olup olmadığı, plaja kum taşınması yönünde talimat verme yetkisinin ve sorumluluğunun olup olmadığı, 06/05/2014 tarihli eylemini ikrar eden sanık ... yönünden de 16/05/2014 tarihli eyleme ilişkin kepçenin kendisine ait olup olmadığı hususları araştırılarak sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA," gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3.Çeşme 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.02.2024 tarih, 2023/60 Esas, 2024/119 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince beraatine, sanık ... hakkında; 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 51/1-3-7. Maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay 25 gün hapis ve 12.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 07.10.2024 tarih, 2024/100990 sayılı ve onama görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; sanık ...'nin beraatine ve sanık ... hakkında verilen cezanın ertelenmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.
Sanık ... müdafinin temyiz isteği; kararın bozulması gerektiğine, sanığın sorumluluğunun olmadığına ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece, dava dışı ... ...'ın Çeşme İlçesi ... Mahallesinde bulunan ... plajında ... isimli işletmeyi işlettiği, sanık ...'nin ...'ın işletmesinde çalıştığı, olay günü ...'ın kendi işlettiği plaja başka bir yerden kum getirilmesi için sanık ... ile anlaştığı, ...'ın talimatı üzerine sanık ...'in ... Mahallesi 968 Ada 34 nolu parsele kamyon ve kepçe tabir edilen iş makinesi gönderdiği, ...'ın talimatı ile buradan alınan deniz kumlarının ...'ın işlettiği plaja taşındığı, durumu gören tanık ...'nun Jandarmaya haber vermesi üzerine olay yerine Jandarma ekiplerinin geldiği, deniz kenarındaki kumların kepçe ile kazılarak kamyonlara yüklendiğinin ve yaklaşık 2 ila 3 kamyon kumun ...'ın işlettiği plaja götürüldüğünün tespit edildiği ve buna ilişkin fotoğraflamanın yapıldığı, daha fazla kum alınmasının engellendiği, kum alınan arazinin İzmir 1 Nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 09/08/2011 tarih ve 6216 sayılı kararı ile 1. derece doğal sit alanı olarak belirlendiği, bozma öncesi dava konusu taşınmazda icra edilen keşif sonrası alınan bilirkişinin raporuna göre; kumun alındığı yer ile döküldüğü belirtilen ...'ın işlettiği plaj arasındaki mesafenin yaklaşık 700 metre olduğu, sanığın plajının içerisinde yaklaşık 50 ila 60 metrelik bir alana kum yığıldığı, alandan alınan kumun yaklaşık 130 m3 olduğu, alandan kum alınmasının doğal yapıya zarar verdiği ve 2863 sayılı Yasa kapsamında müdahale niteliğinde olduğunun belirtildiği, sanık ...'in savunmalarında özetle; 16/05/2014 tarihli eyleme ilişkin kepçenin kendisine ait olmadığını beyan ettiği, 14.02.2023 tarihli kolluk tutanağına göre 16/05/2014 tarihli eyleme ilişkin kepçenin sanık ...'e ait olduğunun kendi beyanı ile tespit edildiği anlaşıldığından suçtan kurtulmaya yönelik sanık savunmasına mahkememizce itibar edilmediği, yapılan yargılama, toplanan deliller, sanık savunması, kolluk tutanakları, keşif ve bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;16/05/2014 tarihinde ... adlı işletmenin bulunduğu plajın girişinden kum alındığı yönündeki ihbar üzerine yapılan incelemede, işletmenin önünde ... Nakliyata ait kepçenin park halinde olduğu, plajın girişinden kum alındığı, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen temyiz dışı sanık ...’ın yeni işletmesinin plaj kısmında yığın halinde, yeni dökülmüş 2-3 kamyon kum olduğu hususlarının tespit edildiği, dava konusu yerin doğal sit alanı içerisinde kaldığı ve doğal sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının mahallinde mutad vasıtalarla ilan edildiği, 14.02.2023 tarihli kolluk tutanağına göre 16/05/2014 tarihli eyleme ilişkin kepçenin sanık ...'e ait olduğunun kendi beyanı ile tespit edildiği anlaşıldığından, Sanık ...'ın üzerine atılı 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçunu işlediği bilirkişi raporu ve kolluk tutanakları ile sabit görüldüğünden, sanığın eylemine uyan 2863 sayılı Kanunun 65/1 maddesi uyarınca, suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, sanığın kastına dayanan kusurunun ağırlığı ile suç sebep ve saikleri dikkate alınarak alt hadden uzaklaşılmak suretiyle cezalandırılmasına karar verilmiş; sanık ...'ın hafriyat şirketinin sanık ...'e ait olduğunu, ...'in de tek yetkilisinin dava dışı sanık ... olduğunu, kendisinin olay tarihinde ...'te kasiyer olarak çalıştığını, talimat verme yetkisinin olmadığını, ...'ın "çok maliyet olduğunu, kimse görmeden kumu oradan alırız, ... sen bu işi halledersin" şeklinde konuşmalar yaptığını duyduğunu, şirket adına hiçbir yetkisinin bulunmadığını, sit alanına asıl zarar verenlerin ... ve ... olduğunu beyan ederek suçlamayı kabul etmediği, 16.02.2023 tarihli kolluk tutanağına göre; 16.05.2014 tarihinde ... isimli işletmenin yetkilisinin ... ... olduğu, ...'ın olay tarihinde işletmede kasiyer olarak çalıştığı, ... isimli işletme yetkilisi olmadığı, plaja kum taşınması yönünde talimat verme yetkisi ve sorumluluğunun olmadığı, tüm yetkinin ... ...'da olduğunun ... ...'ın kendi beyanları ile tespit edildiği anlaşıldığından, sanık ... hakkında üzerine atılı 2863 sayılı Yasaya Muhalefet suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de, sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeni ile CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV.GEREKÇE VE KARAR
Dairemizin 01.12.2022 tarih, 2019/13040 Esas, 2022/9380 Karar sayılı bozma kararı üzerine, mahkemece bozma ilamına uyulup uyulmadığı hususunda bir ara karar verilmemiş ise de; Ceza Genel Kurulunun kararlılık gösteren içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere, mahkemece bozma kararı doğrultusunda uygulama yapılması ve bozmadan sonra yapılan inceleme, araştırma ve yeni kanıtlara dayanarak hüküm kurulması karşısında, mahkemenin bozmaya eylemli olarak uyduğu değerlendirilerek yapılan incelemede;
1-Sanık ... Kırman Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Açısından;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.09.2023 tarihli, 2023/6-7 Esas, 2023/481 Karar nolu ilamında da belirtildiği üzere; Dairemizce yapılan temyiz incelemesinden önce atılı suça ilişkin dava zamanaşımı gerçekleşmiş ise de "derhal beraat" kavramının, fiilin ilk bakışta suç teşkil etmemesi veya kanun değişikliği ile fiilin suç olmaktan çıkartılması hâlleri ile sınırlı tutulmasının söz konusu düzenlemenin konuluş amacına ters düşeceği, CMK'nın 223. maddesinin 9. fıkrasında geçen "derhal" sözcüğünün, dosyanın mevcut durumunu ifade ettiği, başka bir anlatımla, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek bir noktada, sanığın daha lehine olan beraat kararı yerine, aleyhine olan zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilemeyeceği, ayrıca çeşitli sebeplerle muhakemenin yavaş işlemesi ve yargılamaların makul sürede sonuçlandırılamaması nedeniyle zamanaşımının gündeme geldiği de göz önünde bulundurulduğunda, düşme kararı verilmesinin söz konusu gecikmenin sonucunun sanığa yükletilmesi anlamına geleceği, diğer taraftan beraat etmesi gereken sanık hakkında düşme kararı verilmesinin adil yargılanma hakkı kapsamındaki lekelenmeme hakkının da ihlali niteliğinde olacağı, zira yargılamanın geldiği aşama itibarıyla beraat etmesi gereken sanık hakkında düşme kararı verilmesinin, sanığın atılı suçu işleyip işlemediği hususunda tereddüte yol açacağı, son olarak da sanık hakkında beraat kararı verilmesinin hukuk davaları üzerindeki etkisine dair, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.01.2022 tarihli ve 1437-15 sayılı kararında da açıklandığı üzere ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı konusuyla hukuk hâkiminin tamamen bağlı olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek durumlarda artık zamanaşımı nedeniyle düşme kararı değil sanığın daha lehine olan beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilerek yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
2-Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Sanık Müdafii ve Katılan Vekilinin Temyiz İstekleri Açısından;
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, zamanaşımını kesen 25.05.2015 tarihli savunmadan tarihten itibaren 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık zamanaşımı 15.02.2024 tarihli mahkumiyetten önce 25.05.2023 tarihinde gerçekleşmiş olmakla, dosya içeriği itibariyle de, 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartlar bulunmadığından, hükmün, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkındaki kamu davasının DÜŞMESİNE,
13.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.