MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2023/771 E. 2024/354 K.
SUÇ: Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma
HÜKÜM: Düşme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret
Sanık hakkında Dairemizin bozma kararı üzerine kurulan hükmün; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Yerel Mahkemece sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan TCK'nın 123/1, 62/1, 51/1-3-6-7.maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiş, bu kararının sanık müdafii ile katılan vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 06.09.2023 tarihli ve 2023/1689 Esas, 2023/2622 Karar sayılı ilamı ile basit yargılama usulü yönünden değerlendirilmek üzere bozulmasına karar verilmiştir.
2.Dairemizce verilen bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda, mahkemece sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca ret kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz sebepleri; verilen kararın temyiz edilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 5237 sayılı Kanunun 123.maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, zamanaşımını kesen en son işlem, 13.04.2016 tarihli mahkumiyet hükmü olup, anılan tarihten itibaren 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık zamanaşımı temyize konu karar tarihinden önce 13.04.2024 tarihinde gerçekleşmiş olduğu anlaşılmakla, mahkemece sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE ve KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.03.2025 tarihinde karar verildi.