(2004 S. K. m. 363) (743 S. K. m. 144, 148, 315, 316)
Dava: Alacaklı H.B.S. ile borçlu İ.Ö.ye müteallik olmak üzere, Ayvalık İcra İşleri Tetkik Merciinden verilen 21/11/1962 tarih ve 962/78-69 sayılı kararın, müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine, bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla, okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü
Karar: 1 - İhtiyaçtan fazla mal haczedildiğine ve kıymet takdirine ilişkin şikayet hakkındaki merci kararının, İİKnin 363üncü maddesi mucibince temyiz kabiliyeti bulunmadığından, temyiz dilekçesinin reddine,
2 - Usul ve füru, erkek ve kız kardeşler arasındaki muavenet mükellefiyeti, Medeni Kanunun 315,316 ve sonra gelen maddeleriyle tanzim edilmiştir. Bu maddelerde yazılı şartların tahakkuku halinde, hakim nafakaya hükmeder. Yardımı gerektiren sebeplerin ne zaman zail olacağını birçok hallerde önceden kesin şekilde tespit imkan bulunmadığı gibi, bu husus ilgililer arasında anlaşmazlık çıkmasına da sebebiyet verebilir. Binaenaleyh: nafaka mükellefinin, yardımı gerektiren sebepler zail olup, nafaka icap etmediğine mütedair iddiasıyla ilam kendiliğinden hükümsüz kalmaz, icra takibi devam eder, mahdut yetkili icra tetkik merciinin mahkeme ilamı üzerinde tasarrufta bulunarak onu hükümsüz bırakmağa yetkisi yoktur. Nafaka mükellefinin bu iddiayı salahiyetli mahkemede ileri sürerek, yardımı gerektiren sebeplerin kalktığını ispat edip, yeni bir hüküm istihsal etmesi lazımdır. Nafakanın azaltılması veya çoğaltılması hakkındaki iddialar da aynı hükme tabiidir.
Boşanma kararını müteakip, Medeni Kanunun 144üncü maddesine tevfikan yoksulluğa düşen karı ve koca için, bir seneye kadar hükmolunan nafaka ile yine aynı Kanunun 148inci maddesine tevfikan, henüz velayet altındaki çocuğun infak, iaşe ve terbiye masraflarına iştirak maksadıyla tespit edilen nafaka hükümleri hakkında, yukarıda yazılı düşünceler ileri sürülemez. Yoksulluk nafakasında yardımın devam müddeti hükümde tespit olunur; tespit edilmemiş ise, en çok bir yıldır. İştirak nafakası ise, velayetin devamı müddetiyle kayıtlıdır. Velayet, 18 yaşın ikmali veya küçüğün evlenmesiyle kalkar. Küçüğün reşit olmasını gerektiren hadiselerin vücudu, her zaman ahvali şahsiye kayıtlarıyla ispat olunabilir. Bu kabil hadiselerde ilam hükmünü bertaraf etmek değil, uygulama sahasını tespit etmek söz konusu olacağından, yeni bir hüküm istihsaline kanuni lüzum yoktur. Sebeplerin şikayet yoluyla icra tetkik merciinde tetkik ve halledilmesi mümkündür. Lehine nafaka hükmolunan kişi, velayet altından çıkmasına rağmen, yardıma muhtaç olduğunu iddia ettiği takdirde, 315inci maddeye tevfikan ayrıca dava açmaya mecburdur.
Sonuç: Tetkik konusu olaya gelince; iştirak nafakası katı hakkında hüküm istihsal olununcaya kadar devam edeceğinden 18 yaşına giren çocuğun müracaatı halinde takibe devam edilmesi lazım geldiğine mütedair merci kararında isabet görülmediğinden, temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün bu sebebe hasren İİKnun 366 ve HUMKnun 428inci maddeleri uyarınca bozulmasına ve aşağıda yazılı masrafların, ileride haksız çıkacak taraftan alınmasına, 11.01.1963 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy