(2004 S. K. m. 194, 230, 235, 237, 238)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası belirtilen merci kararının, müddeti içinde Kooperatif tarafından temyiz olunması üzerine, bu işle ilgili dosya, mahallinden daireye 17.12.1975 tarihinde gönderilmiş olmakla, okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Karar: İflas idaresi tarafından 21.11.1975 tarihli, 286 numaralı toplantı tutanağında alacağı "ihtilaflı" olarak nitelendirilen iddiacıların, ikinci alacaklılar toplantısına çağrılmamaları hakkında alınan kararın iptali için, bu kararla ilgili kişiler, mercide şikayette bulunmuşlardır. Sözü geçen şikayet üzerine verilen karar, niteliği itibariyle "bir alacağın mevcut olup olmadığına ve alacaklı sıfatının tayinine ilişkin" bulunduğundan, temyiz kabiliyetinin mevcut olduğuna karar verildikten sonra işin esası tetkik olunmuştur.
Toplantıya katılamayacakları karar altına alınan şikayetçilerin, alacaklarının tahsili için bidayette müflis kooperatif aleyhine dava açtıkları ve bilahare kooperatifin iflası üzerine, bu davalarının İİK 194. maddesi gereğince durduğu üzerinde bir uyuşmazlık bulunmadığı gibi, iflas idaresince de birinci alacaklılar toplantısından sonra düzenlenen sıra cetveline, "ihtilaflı alacak" olarak yazıldığı üzerinde bir uyuşmazlık söz konusu değildir. Bu halde, sözü geçen işlemle, İİK 230. maddesi gereğince alacağın kabul edildiği ileri sürülemez. Reddine dair bir karar mevzubahis olmadığından, yine sözü geçen Kanun`un 235. maddesine göre, kayıt ve kabul davası açılmasına gerek yoktur. Sözü geçen 194. madde, açılan bu davaların durması gerekeceği hususunu öngördükten sonra, davalara ancak ikinci alacaklılar toplantısından 10 gün sonra devam olunabileceği esasını da kabul etmiştir. Davanın düşmesi, bu madde hükmü açısından söz konusu olmadığı cihetle, iflas idaresi aleyhine devamı mümkün olacak ve davanın sonucunda alacak tahakkuk ederse, bu hususta verilecek ilama göre iflas idaresinin, alacağı kabul edip gerekli sıraya koyacağı kuşkusuzdur. İİK`nin 237. maddesi, açıkça ve kesin olarak, ikinci alacaklılar toplantısına, alacakları tamamen veya kısmen kabul edilen alacaklıların çağırılmasını emretmiştir. Şu halde, ikinci alacaklılar toplantısına, ancak alacakları kabul edilmiş olan alacakların çağrılması gerekeceğine dair iflas idaresinin kararı, yasaya uygundur. İkinci alacaklılar toplantısının yetkisini, bu Yasa`nın 238. maddesi tayin etmiştir. Konu ile ilgili husus, masanın yararı için zorunlu gördüğü diğer her hususta gereken kararları alabilme olanağı, ikinci alacaklılar toplantısının yetkisi dahiline girmektedir. Bu halde, ikinci alacaklılar toplantısında, masanın yararı için müflis aleyhine açılmış davaların da müzakere konusu edilmesi olanağı vardır. Bu toplantıda, açılan davalarda müflisten istenilen alacağın mevcudiyetine kanaat getirilir ise, lüzumsuz gecikmelere ve masraflara meydan verilmemesi için, bu alacakların kabulüne ve davanın bertaraf edilmesine karar verilebilir. Bu halde iflas idaresi, bu toplantıda verilen karara göre, kabul edilen alacağı gerekli sıraya kaydetmekle yükümlüdür. İşte bunun içindir ki, kanun koyucu, 194. madde ile davaların ikinci alacaklılar toplantısından 10 gün sonraya kadar durdurulmasını öngörmüştür. Bu toplantıda davalı olan alacaklılar hakkında olumsuz karar verildiği veya bu husus müzakere konusu yapılmadığı takdirde, alacaklının, açtığı davasını yürütme olanağı vardır. Bu konunun aksi düşünülürse, yani dava açmış olan alacaklıların, ikinci alacaklılar toplantısına girip oy hakkı kabul edilirse, kendi alacağı hakkında karar verme yetkisi tanınmış olacaktır ki, bu halde kayıt ve kabul edilen, gerçek alacaklıların zararına müncer olacak bir durum hasıl edeceğinden, Yasa`nın 237. maddesi ile açık ve seçik olarak konan esası bertaraf etmiş olacaktır. 238. maddeye göre açılan davalar dolayısıyla hak iddia eden kişilerin, oy hakkı olmadan ikinci alacaklılar toplantısına istişari olarak katılmalarına ve toplantıda alacaklarını niteliğini açıklayarak izahat vermelerine kanuni engel yoktur. Dileyen alacağı ihtilaflı olan alacaklı, oy kullanmakla beraber, istişari olarak toplantıya katılabilir.
Bu nedenlerle, iflas idaresi tarafından yasaya uygun şekilde, çoğunlukla verilen karara karşı vaki şikayetin, iflas memurluğunca mercie yapılan şikayet üzerine verilen karar gibi reddine karar verilmesi gerekirken, aksine yazılı düşüncelerle kabulüne karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, temyiz olunan merci kararının BOZULMASINA, 25.12.1975 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy