(6762 S. K. m. 601, 662) (2004 S. K. m. 42, 58)
Dava: Mercii kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 17.3.1978 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan husus kambiyo senedine dayanılarak mahkemeden alınan ihtiyati haciz kararına ve 264. madde gereğince süresinde teklif edilmesinin zamanaşımını kesip kesmiyeceği üzerinde toplanmaktadır. Mahkemeden ilk haciz kararı almak ve bunu tetkik ettirmiş olarak zamanaşımı süresi içinde icra dairesinde usulüne uygun takip talebinde bulunulmadıkça zamanaşımı süresini kasda kanuni sebeplerden sayılamaz. İlk haciz işlemleri ilk takip talebi işlemi ayrı ayrı hukuki neticeler doğurur. İlk haciz TTk.nun 662. maddesinde yazılı takip talebinden sayılmaz. Takip talebinin niteliği ve zaman başlamış sayılacağı İİK.nun 42-58. maddelerinde belirtilmiştir. Tetkik konusu olayda alacaklı takip konusu 10.12.1974, 16.12.1974, 18.12.1974 vadeli senetler hakkında henüz 3 yıllık zamanaşımı dolmadan 7.12.1977 tarihinde ilk haciz kararı alınıp 264. madde gereğince süresinde uygulanmış isede 19.12.1977 tarihinde İİK.nun 42 ve 58. maddelerine göre esas takibe geçmiştir. Bu durumda 10.12.1974, 18.12.1974 vadeli senet vadenin son günü resmi tatile tesadüf ettiğinden zamanaşımına uğramamıştır. Bu itibarla 10.12.1974, 16.12.1974 vadeli senetlere yönelen zamanaşımı itirazının kabulü gerekirken bu iki senet hakkında dahi itirazın reddolunması isabetsiz temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden mercii kararının bu iki senet hakkında İİK.nun 366 ve HUMK.nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 30.3.1978 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
İncelenen icra takip dosyası münderecatına göre Cengiz 17.9.1974 ve 16.12.1974 vadeli ve 24.9.1974, 18.12.1974 vadeli ve 11.9.1974, 10.10.1974 vadeli üç adet poliçeyi takip yapanların murisleri (A.B.) emru havalesine ödenmek üzere muhatap ve aleyhinde takip yapılan Bülent'e keşide etmiş ve muhatap tarafından işbu poliçeler kabul edilmiştir.
Vadesinde ödenmeyince süresinde protesto edilmiş ve alacaklının ölümü dolayısiyla mirascıları Ürgüp Asliye Hukuk Mahkemesine 7.12.1977 tarihinde müracaat ederek aynı gün muhatap aleyhine ihtiyati haciz kararı almış ve ihtiyati hacizin uygulanması için Ürgüp İcra Memurluğu tavzif edilmiştir. Meskur memurlur 8.12.1977 tarihli talimatı ile Ankara İcra Memurluğuna haczin uygulanması için yazı yazmıştır.
Bu haczin ne zaman uygulandığı ve uygulamanın İİK.nun 264. maddesi gereğince alacaklı vekilinin huzurunda mı yoksa gıyabında mı yapıldığı eğer gıyabında yapılmışsa haciz zabıt varakasının kendisine tebliğ edilip edilmediğine dair dosyada bir belge yoktur. Ancak, Alacaklılar vekili 19.9.1977 tarihinde haczin icraya çevrilmesini beyan ederek takip talebinde bulunmuştur.
Özetlenen şu duruma göre takip talebinde bulunduğu zaman yani 19.12.1977 tarihinde ve 12 ve 16 Aralık 1974 vadeli poliçeler muhatap yönünden TTK.nun 661. maddesi gereğince üç senelik zamanaşımına uğramıştır. Ancak, ihtiyati haciz taleplerinin zamanaşımından evvel yapılması halinde bu istek TTK.nun 662. maddesi gereğince zamanaşımını kesen sebeplerden olup olmadığının olayda tespiti gerekir.
Vakıa bu madde dava açılması takip talebinde bulunulması davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi sebebiyle zamanaşımının kesileceği tadadi olarak yazılmış isede ihtiyati haciz hallerinde ne gibi işlem yapılacağı maddede açıkça belirtilmediği cihetle diğer yasalarda icra takiplerinin başlamasına ilişkin hükümler varsa uyuşmazlığın bu hükümlere göre birlikte mütalaası gerekeceğinden bu konu ile ilgili hükümlerin olayda tartışılması icap eder.
Bu açıdan İİK. incelendikte bu Yasanın 261. maddesinde alacaklı ihtiyati haciz kararı verildiği tarihten itibaren 10 gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemeye mecbur tutulmuş ve aksi halde ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkacağını hükme bağladığı gibi 264. maddede icra takibine başlamadan önce ihtiyati haciz yaptırmış olan alacaklı haczin tatbikinden haciz gıyabında yapılmış ise haciz zabıt varakasının kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde ya takip talebinde bulunmaya veya dava açmaya mecbur kıldıktan sonra bu süre içerisinde icra takibinde bulunur ve itirazlar kaldırılmış olması halinde ihtiyati haczin kendiliğinden icrayı hacze dönüşeceği maddede açıklanmıştır. Yine bu Yasanın 268. maddesinde 261. maddeye göre ihtiyaten haczedilen mallar haciz yoluyla takip hükümlerine göre icrayı hacze dönüşmeden evvel bir diğer alacaklı tarafından haczedilirse ihtiyati haciz sahibi bu hacze kendiliğinden ve geçici olarak iştirak edeceği ve ihtiyati haciz masraflarının satış tutarından alınacağı ön görülmüştür.
Hacze iştirak derecelerin teşkili 100. maddede irae edilmiştir.
Buna göre ihtiyati haciz icra takiplerinde sonuç doğuran bir işlem olması sebebiyle icra takibinin başlaması ile ilgili olan bu maddelere riayet edilmesi halinde icra takibinin bir unsuru olması nedeni ile ihtiyati haczin uygulanması tarihinde zamanaşımının kesildiğinin kabulü gerekir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.6.1968 gün 967/805-475 sayılı kararı bu açıdan incelendikte görüleceği veçhile ihtiyati haciz İİK.nun 264. maddesinde yazılı merasime riayet edilmeyerek mürtefi olmuş olunması sebebiyle icra takip tarihinin zamanaşımına mebde alındığı yazılıdır.
Kararın gerekçesinde aynen taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan husus bonoya dayanılarak mahkemeden alınan ve tatbik edildikten sonra alacaklının isteği ile veya İİK.nun 264. maddesindeki kanuni merasime riayet edilmediğinden dolayı hükümsüz kalan ihtiyati haczin TTK.nun 662. maddesi hükmünce zamanaşımı süresini kesip kesmediği hususudur.
TTK.nun 662. maddesinde takip talebinde bulunulması halinin zamanaşımını keseceği belirtilmiştir. Mahkemeden ihtiyati haciz kararı almak ve bunu tatbik ettirmiş olmak icra dairesinde usulüne uygun bir şekilde takip talebinde bulunulmadıkça zamanaşımı süresini kesen kanuni sebeplerden sayılmamıştır diye yazılmıştır.
Bu açıklama karşısında şayet 264. maddeye göre süresinde icra takibine tevessül edilmiş ise icra takibinin yukardaki maddelerde yazılı olduğu veçhile mütememi halini alan ihtiyati haczin zamanaşımını kestiğinin kabulü gerekir. Bu halde yukarda yazılı usulü veçhile Ankara İcra Memurluğu'na yazılan müzakere üzerine ihtiyati haciz kararının tatbik edilip edilmediğinin araştırılması tatbik edilmiş ise 264. maddede yazılı süreye riayet edilerek takip talebinde bulunulmuş ise bu halde ihtiyati haciz kararının uygulanması tarihinde zamanaşımı kesileceğinden keyfiyetin mercice bu yolda incelenerek zamanaşımı kesileceğinden keyfiyetin mercice bu yolda incelenerek zamanaşımı def'inin karara bağlanması gerekeceğinden bahisle merci kararının bozulması gerekir. Bu nedenlerle bozma sebebine muhalif olduğumuza dair işbu şerh verildi.
Full & Egal Universal Law Academy